Borçlar Genel, İÜHF 2. Sınıf

Sözleşme Görüşme Aşamasında Tarafların Yükümlülükleri ve Borç Yüklediği Taraf Açısından Sözleşmeler

Sözleşmeler Hukuku

Sözleşme Görüşme Aşamasında Tarafların Yükümlülükleri ve Borç Yüklediği Taraf Açısından Sözleşmeler

    Bir sözleşme görüşmesi, taraflar arasında bir hukuki ilişki kurar ve sözleşme görüşmesine girişen taraflar, bu ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranmakla yükümlüdür (TBK m. 2). Bu yükümlülük sözleşmenin yapılması konusunda ciddi bir niyetle görüşmeyi gerekli kılmaktadır. Borç kaynaklarında ana başlıklar yanında bir de sözleşme görüşmelerindeki bu dürüstlük kavramından doğan borçlar vardır. Bir görüşme aşamasında henüz sözleşme kurulmamış ise bu kurallar uygulanacaktır. 

Görüşme aşamasında dürüst davranma yükümlülükleri: 

  • Sözleşmenin yapılması veya şartlarının tespiti hususundaki kararlara etki edecek hususlarda aldatıcı davranışlarda bulunmama,
  • Gerekli bilgileri karşı tarafa verme,
  • Karşı tarafın yanıldığını fark etme halinde onu uyarma ve
  • Karşı tarafın şahsını ve malını bu aşamada zarardan koruyacak önlemleri alma şeklindedir.

Bu yükümlülükler her iki taraf için de geçerlidir. Ancak bunun da bir sınırı vardır 

Çünkü herkesin kendi menfaatini önce kendisinin koruması gerekir. Neticede irade özgürlüğü diye bir şey vardır. 

    Dürüstlük kuralından kaynaklanan beş farklı borç çeşidi olduğu kabul edilir. Bunlar:

  • Culpa in contrahendo sorumluluğunu borca aykırılığa dayandıran teori
  • Sözleşmenin art etkisi teorisi (Sır saklama yükümlülüğü vs. gibi)
  • Üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme teorisi 
  • Edim yükümünden bağımsız borç ilişkileri teorisi
  • Fiili sözleşme ilişkisi

Sözleşmeden kaynaklanan borçların tipik özelliği aynen ifanın talep edilebilmesidir. 

Ancak diğerlerinde yani haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme, dürüstlük kuralından kaynaklanan borçlarda aynen ifa mümkün olmaz. Bu son sayılanlar da her zaman ve yalnızca tazminat söz konusu olabilir.  Yani şu anki konumuz olan tarafların sözleşmeyi görüşme aşamasında da tazminat söz konusu olabilecektir. 

    Görüşme aşamasındaki sorumluluklar hile düzeyine ulaşırlarsa irade sakatlığı hükümleri uygulanacaktır. Bu durumlarda tazminattan başka imkanlar da tanınmıştır. Örneğin sözleşmeyi iptal etme hakkı bunlardandır. Hile de yine culpa in contrahendo ilkesinin bir sonucudur. TBK’da özel olarak düzenlenmiştir. 

    Borç yüklediği taraf açısından sözleşmeler ikiye ayrılmaktadır. Bunlar:

  • Tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler
  • İki tarafa borç yükleyen sözleşmeler

Sözleşme kurulduktan sonra taraflardan birisi için borç doğuran sözleşmelere tek 

tarafa borç yükleyen sözleşmeler (Bağışlama sözleşmesi, kefalet sözleşmesi gibi); kurulduktan sonra her iki tarafa da borç yükleyenlere ise iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler denir.  Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde niteliği gereği taraflardan birisinin edimi diğerinin ediminin tam karşılığını oluşturmaktadır. Taraflar bu karşılıklı edimleri elde etmek için bu sözleşmeleri kurarlar ve bu da edim değiş-tokuşunu yani mübadelesini oluşturur. Sadece bu sözleşme tipine uygulanabilen ödemezlik defi, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelere ilişkin temerrüt kuralları gibi durumlar vardır

    Eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde ise edimlerin birbiri ile değiş-tokuş yapması ve birbirlerinin karşılığı olması durumu yoktur. Taraflardan biri önce kendi malvarlığından bir değeri, karşı tarafa vermeyi sonrasında da muhatabın aldığı şeyi kendisine veren tarafa geri verme edimi altına girer. Yani ortada tek edim bulunmaktadır. Kullanım ödüncü sözleşmesi buna örnek olarak verilebilir. Bu sözleşmede ödünç alanın iadesi karşı edim değil alınanın geri verilmesinden ibarettir. Çünkü verenin malvarlığından çıkmamaktadır ve sadece kullanım imkanı doğurmaktadır. Bu konuda bir özellik ise sözleşmenin kurulması ile taraflardan birisinin borcu kesin olarak doğar ama diğer tarafın borcunun doğma ihtimalinin gelecekte olması durumudur. Buna örnek olarak ücretsiz vekalet sözleşmesi verilebilir. Burada vekil, kendisine verilen vekalet gereği bir masraf yapacak olursa vekalet veren bunları TBK m. 510’da açıkça düzenlendiği üzere karşılayacaktır. Bu ihtimalin meydana gelmesi bunu tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeye çevirmez. Çünkü bu masraf, vekilin ediminin karşılığını oluşturmamaktadır. 

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: