Borçlar Genel, İÜHF 2. Sınıf

Zarar – Kusur – Ahlaka Aykırı Fiilden Sorumluluk

ZARAR

Tazminatın söz konusu olması için hukuka aykırı davranışın başkasına zarar vermesi gerekir. Haksız fiili işleyen kişi sadece o fiilin doğurduğu zararlardan sorumlu tutulmaktadır.

Bir kimsenin malvarlığında kendi rızası dışında meydana gelen azalmadır. Eğer kişinin rızası ile malvarlığında bir zarar meydana geliyorsa bu zarar değildir.

Maddi zarar: Kişinin malvarlığının zarar uğramasa idi olacağı durum ile zarara uğradıktan sonra aldığı durum arasındaki farktır.

Manevi zarar: Kişinin kişilik hakkına yapılan tecavüzden dolayı duyduğu elem ve kederdir.

ZARAR AYRIMLARI

a)FİİLİ ZARAR- MAHRUM KALINAN ZARAR- NORMATİF ZARAR

Fiili zarar: Kişinin malvarlığının aktifinde bir azalma veya pasifinde çoğalmadır.

Mahrum kalınan zarar: Malvarlığının aktifinin artmasına engel olunmasını ifade eder. Elde edilebilecek bir kazançtan mahrum bırakılmaktır. Bazı durumlarda malvarlığının pasifindeki azalmayı engelleme durumunda da ortaya çıkar.

Normatif zarar: Ne maddi zarardır ne de manevi zarardır. Örneğin ticari olmayan özel aracım haksız fiil sonucu zarar gördü. Tamir edilene kadar işe yürüyerek gidip geldim.  İşe yürüyerek gidip gelmem normatif zarar kapsamındadır. Çünkü ne maddi zarar ne de manevi zaradır.

b)DOĞRUDAN ZARAR- DOLAYLI ZARAR- YANSIMA ZARAR

Doğrudan zarar: Bir kimsenin hukuka aykırı fiilden dolayı araya eklenen sebep girmeden uğradığı zarardır.

Dolaylı zarar: Hukuka aykırı fiilin doğrudan verdiği zarara eklenen sebeple mağdurun uğradığı zaradır.

Örneğin; A’nın B’yi yaralaması durumunda hastaneye yaptığı masraf doğrudan zarardır. Tedavi sırasında yanlış uygulamadan dolayı kolunun kesilmesi dolaylı zarardır.

Yansıma zarar: Hukuka aykırı fiile maruz kalan kişiden başka bir kişinin de bu fiilden dolayı uğradığı zarardır. Örneğin; hukuka aykırı fiil sonucu ölen A’nın eşi ve çocuklarının A’nın sağladığı maddi destekten yoksun kalmaları.

c)MEVCUT ZARAR- GELECEKTEKİ ZARAR- MUHTEMEL ZARAR

Mevcut zarar: Uğranılan zararın hesap edildiği tarihe kadar gerçekleşmiş olan zarardır.

Gelecekteki zarar: Bu tarihte gerçekleşmiş olmayan zarardır. Normal olarak gerçekleşmesi beklenen, başka bir unsurun gerçekleşmesine gerek olmadan gerçekleşmesi beklenen zararlardır.  Örneğin; ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların uğrayacakları zararlar.

Muhtemel zarar: Henüz mevcut olmayan zararlardır. Eklenecek riskin gerçekleşmesi durumunda olması muhtemel olan zararlardır. Risk gerçekleşmedikçe muhtemel zarar tazmin edilemez.

ZARARLA FİİL ARASINDA NEDENSELLİK BAĞI

MANTIKİ NEDENSELLİK BAĞI

Diğer bir ifade ile şart teorisidir. Bu bağın temelinde ‘eğer fiil gerçekleşmeseydi zarar da doğmayacaktı’ düşüncesi bulunmaktadır.

Örneğin; A, B’ye arabayla çarptı. B’yi taşıyan ambulans acele ettiği için kaza yaptı. B’ başka bir ambulansa alınarak hastaneye götürüldü. Yanlış ve geç tedavi sonucu bacağını kaybetti. B’nin bacağını kaybetmesinde A’yı sorumlu tutmak adil midir?

UYGUN NEDENSELLİK BAĞI

Bir fiilin hayatın normal akışında meydana getirebileceği zararlarla olan mantıki nedensellik bağıdır. Failin sonucu öngörebilmesi önemli değildir. Önemli olan olayların normal akışında fiilin bu zararı meydana getirebileceği sonucuna varılmasıdır.

Mağdurun şahsından kaynaklanan özelliklerinden dolayı sebep olduğu zararlarda fail sorumlu tutulur anacak tazminatta indirim yapılabilir. (tartışmalı bir konu olmakla birlikte hakim olan görüş budur)

BİRDEN ÇOK SEBEP VE NEDENSELLİK BAĞI

Bir olgunun zararla uygun nedensellik bağı yoksa sebepler arasında o olgunun göz önüne alınması uygun değildir.

Birden çok olgu bir zararı meydana getirmeye elverişli olabilir. Zararı olgulardan biri meydana getirmişse olgulardan etkili olanın diğer olgular ile zarar arasında uygun nedensellik bağını kestiği ifade edilir. Bazı durumlarda tazminatın indirilmesi söz konusu olabilir.

Bir zararın meydana gelmesinde birden çok olgunun mantıki nedensellik bağı varsa; bir olgunun diğerinin uygun nedensellik bağını kesecek derecede etkili olduğu mu, birbirine eklenen olguların uygun nedensellik bağının kurulmasına mı yol açtığı, bir olgu ile uygun nedensellik bağının hiç mi kurulmadığı hâkim takdir edecektir.

BİRDEN ÇOK SEBEP VE NEDENSELLİK BAĞININ ÇEŞİTLERİ

Ortak nedenselliğin söz konusu olduğu durumlarda, birden çok sebep tek başlarına meydana getiremeyecekleri bir sonuca birlikte ulaşır.

Yarışan nedensellikte her biri tek başına sonucu meydana getirebilecek birden çok sebep birlikte etkili olur.

Seçimlik nedensellik ise zararı birden çok fiilden birinin meydana getirmesine rağmen gerçekte hangisinin zarar yol açtığı bilinmediği durumlarda ortaya çıkar. Bu durumlarda delil yetersizliğinden dolayı kimseyi sorumlu tutmak mümkün değildir. Ancak olayın bütünlük arz ettiği durumlarda zarar olayın bir parçası ise olaya katılanların hepsi sorumlu tutulur. Örneğin; kavgada adam yaralanması

KUSUR

Kusur iki şekilde ortaya çıkabilir: Hukuka aykırı sonucu istemek (kast) veya hukuka aykırı sonucu istenmese dahi hukuka aykırı davranıştan kaçınmak için yeterli derecede iradeyi kullanmamak (ihmal)

Kişinin ahlaka aykırı fiilden sorumlu tutulabilmesi için kastı aranır. Haksız fiilden sorumlu tutulabilmek için kusur çeşitlerinin bir önemi yoktur. Tazminat durumunda kusurun ne derecede olduğu belirlenirken dikkate alınır.

KAST VE İHMAL

Kast: Kast kusurun en ağır derecesini teşkil etmektedir. İki çeşidi vardır: doğrudan kast ve ihmali kasıt

İhmal: Gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği durumlarda ortaya çıkar. İki çeşidi bulunmaktadır: Ağır ihmal ve hafif ihmal. Ağır ihmal, hukuka aykırı sonucu meydana getirecek fiili işleyen kişinin şartlarına sahip olan herkesin göstereceği dikkat ve özenin gösterilmemesidir. Hafif ihmal ise hukuka aykırı sonucu meydana getiren fiili işlerken herkesin değil dikkatli ve tedbirli bir kişinin göstereceği dikkat ve özeni göstermemiş olmaktır. Öğretide bilinçli ihmalden söz edilir. Failin fiilin muhtemel sonuçlarını öngörmesine rağmen tedbir almakta dikkatsiz ve özensiz davrandığı durumlarda ortaya çıkar.

Borçlar hukuku bakımından önem taşıyan ayrım kast ve ihmal ayrımı değildir. Önemli olan ağır kusur ve hafif kusur arasındaki ayrımdır. Kusuru belirlenirken o olayla ilgili normal insan tipi ele alınır.

Kusur açısından fiil ehliyeti

Kusura dayanan sorumlulukta bir kişinin sorumlu tutulabilmesi için ayırt etme gücüne ahip olması aranır. Kusursuz sorumluluk hallerinde böyle bir şart aranmaz.

a)Ayırt etme gücünü geçici olarak kaldıranlar için

Kişi ayırt etme gücünü kendisi geçici süreliğine kaldırmışsa haksız fiilinden sorumlu tutulur. Burada kanun kusur karinesini kabul etmiştir. Kişi ayırt etme gücünün geçici kaybında kendisinin bir kusuru olmadığını ispatlarsa kusura dayanan sorumluluktan kurtulur.

b)Tüzel kişiler için

Fiili işleyen organlarda kusur aranır. Organın fiili tüzel kişinin fiili olarak sayılmaktadır. Ancak sorumluluk için organın görevi ve sıfatı ile fiilin gerçekleşmesi aranır. Dernek tüzüğü veya vakıf senedinde organ olarak açıkça belirtilmemiş ancak kendisine organa özgü yetki ve görev verilen kişilerin de organ sayılmaları gerektiği görüşü mevcuttur.

Tüzel kişi ve organı müteselsilen sorumludur. Mağdur zararını hem tüzel kişiye hem de organa başvurarak tazmin ettirebilir. TMK m.50/f.3: Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.  

Tüzel kişinin sorumluluğu kusura dayanır. Tüzel kişi adına gösterdiği faaliyet dolayısıyla üçüncü kişilere zarar veren bir çalışan veya ifa yardımcı ise bu tartışmaya gerek olmaksızın kusursuz sorumluluk söz konusu olacaktır.

AHLAKA AYKIRI FİİLDEN SORUMLULUK

TBK m.49/f.2: Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Kusurun kast derecesinde olması aranır. Fiilin ahlaka aykırı olması ve kusurun kast derecesinde olması şartları haricindeki diğer şartlar hukuka aykırı fiilde olduğu gibidir.

a)Ahlaka aykırı fiil

Ahlaka aykırı fiil aynı zamanda hukuka da aykırı ise TBK m.49/f.1’e dayanılır ve kast aranmaz. Göz önüne alınan ahlak genel ahlaktır. Kanunda düzenlenmemiş yansıma zarar hallerinde ve sözleşmenin bir tarafını borcunu ifa etmemeye teşvik ederek alıcıyı zarara uğratma hallerinde en çok uygulama alanı bulur.

b)Bilerek zarar verme

Kusurun kast derecesi aranır. Ahlaka aykırı fiile verilen zararda sorumluluk için zararın bilerek verilmiş olması aranır.

İÜHF BORÇLAR GENEL HUKUKU

TBK

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: