Anayasa H.

Yargı yetkisi ile temel yargısal ilkeler

Bu yetki bir egemenlik yetkisidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde bu yetkiyi/görevi bağımsız ve tarafsız mahkemeler Türk milleti adına yerine getirmektedir/ifa etmektedir. Mahkeme kararları kesindir. Maddi kritere göre yargı yetkisini şu şekilde tanımlayabiliriz: hukuki uyuşmazlıkları kesin karara bağlama. Şekli kritere göre ise yargı yetkisi: bağımsız mahkemeler tarafından birtakım usuller izlenerek hukuki uyuşmazlıkları çözme yetkisidir. AYM, yargı yetkisini tanımlarken hem maddi hem şekli(organik) kriterleri baz almaktadır. Yetkinin kaynağı millettir. Ne şekilde kullanacağını ise anayasalar belirlemektedir.

ADİL YARGILANMA İLKESİ

Anayasa m.36/ilk “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. “Adil yargılanma hakkı” 2001 değişikliği ile fıkraya eklenmiştir. Adil yargılanmak bir hak olduğu kadar kişinin diğer haklardan yararlanmasını sağlayan bir güvence ilkesidir. Mahkemeye erişim hakkı bu ilkenin ana unsurudur. Anayasaya göre hak ve hürriyetlerinden biri ihlal edilen kimse geciktirilmeden yetkili makama başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (40/1) Mahkemeye erişim hakkı aynı zamanda kararın aynen ve derhal uygulanmasını da beraberinde getirir.  Bu ilkenin önemli bir diğer unsuru “mahkeme kararlarının gerekçeli ve duruşmaların açık” olmasıdır.  Bütün kararlar gerekçeli olmak zorundadır ve davalar en az giderle sonuca bağlanmalı ve makul süre kavramına özen gösterilmelidir.

KANUNİ YARGIÇ GÜVENCESİ

Anayasa 37. Madde bu güvenceyi tanımlamaktadır. Kişi kanunen tabi olduğu mahkeme dışında başka merci önüne çıkarılamaz. Kişiye ve davaya özel olağanüstü yargı mercileri kurulamaz. (olağan/tabii hakim ilkesi de denilir bu yüzden)

Kanuni hakim diyerek, hakimlerin görev ve yetkilerinin kanunla belirlenmesi kastedilir.

Tabii hakim tabiri ise, olayı, olayın gerçekleştiği anda yürülükte bulunan kanunun görevlendirdiği yargı merciinnin önüne götürmek demektedir.

Kanuni  hakim ilkesinin özünde “kanunla yapılma” ve “önceden belirli olma” unsurları önemli yer tutar. Davayı görecek yargı yeri kanunla ve olaydan önce belirlenir. Aksi halde olaya özel yargı mercii kurulmuş ve bu ilke ihlal edilmiş olurdu.  Fakat şu da var ki: yargılama devam ederken yeni bir yasa yürürlüğe girerse bu derhal uygulanmalıdır. Bu durum bu ilke ile çatışmaz çünkü kişiye veya olaya münhasıran değil tüm yargılamalar için geçerli bir durumdur.

SUÇ VE CEZALARA YÖNELİK İLKELER

Anayasa 38/ilk bu ilke hakkında düzenleme getirir. Bu fıkrada suçun ve cezanın kanuniliği ilkelerini açık şekilde görüyoruz. Kimse kanunun suç saymadığı fiilden dolayı cezalandırılamaz. (suçun kanuniliği) Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla koyulur. (cezanın kanuniliği) Suç ve cezalara yönelik düzenlemeler kanunla ve açık / öngörülebilir şekilde olmalıdır. Çünkü kişi yapacağı fiilin müeyyidesini bilmek zorundadır. Hukuk güvenliği bunu gerektirmektedir. Kanunilik ilkesinin bir unsuru da kıyas yasağıdır. Failin aleyhine genişletici şekilde kanunlar yorumlanamaz veya benzetme yapılamaz. Ceza sorumluluğunun bireyselliği ilkesi ceza hukukunun temel esaslarından biridir. Başka hiç kimse birinin işlediği suçtan ötürü cezalandırılamaz. Anayasa 38/4 masumiyet karinesini açıklayıcı niteliktedir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Suçun kanıtlanması yükümlülüğü iddia edenindir. Bu korunduğu sürece savunma için ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesini ihlal etmez. AİHM’de bu şekilde yorumlamaktadır.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI

2017 değişikliği ile birlikte Anayasa 9. Maddeye yargının tarafsızlığı ilave edilmiştir. Fakat maddede tarafsızlık ibaresi yokken de elbette yargı organını tarafsız olduğu sabitti. Maddeye eklenmesi tarafsızlığın vurgulanması açısından ve açıklık açısından isabetlidir.

Hakimler, kanuna ve anayasaya uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Yargı yetkisini kullanan mercilere emir, talimat, tasviye, verilemez. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kuvvetler ayrılığı teorisinin bir gereği olduğu gibi hukukun üstünlüğü açısından da ehemmiyetlidir. Tarafsızlık ilkesi tüm kamu görevlileri için geçerlidir. Fakat diğer kamu görevlilerinin kararları kesin hüküm değildir bu yüzden bu uyuşmazlıklar yargıya taşınarak çözülür. Sonuç olarak yargının tarafsız ve bağımsız olması uyuşmazlıkları en son çözme yetkisine sahip olmasından gelir. Yargının bağımsızlığı daha çok yürütmeye karşı bağımsız olması demektir. Çünkü yargısal uyuşmazlıkların büyük bölümü yürütmeye ilişkindir. HSK’nın bağımsız ve karma yapısı da yargının bağımsızlığı açısından önemlidir. Çünkü hakim ve savcıların denetimi HSK eliyle yapılır.

Anayasa Hukuku Notları -36

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: