Borçlar Genel

Üçüncü Kişi Yararına Yapılan Sözleşmeler

faillik türleri

Borçlar Hukuku

Özellik Taşıyan Borç İlişkileri

Üçüncü Kişi Yararına Yapılan Sözleşmeler

Üçüncü kişi yararına sözleşme Türk Borçlar Kanunu madde 129 ve 130’da düzenlenmiştir. Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğünü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilmektedir. Bu sözleşme tipinde alacaklı, vaat ettiren; borçlu, vaat eden; üçüncü kişi, lehtar olarak da isimlendirilebilir. Üçüncü kişi yararına sözleşmelerde üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildir ve ayrıca borçlu ile aralarında bir sözleşme ilişkisi de yoktur.

Üçüncü kişi yararına sözleşmede alacaklı ve borçlu arasında akdedilen sözleşme her türlü sözleşme olabilir. Şart, ifanın üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasıdır. Bunun haricinde tipik veya atipik tüm sözleşmeler kapsamına girebilir.

Üçüncü kişi yararına sözleşmelerde bir ayırdım üçüncü kişinin, ifayı talep edip edemeyeceğidir. Eğer üçüncü kişi de alacaklının yanında ifa talebinde bulunabiliyorsa tam üçüncü kişi yararına sözleşme; eğer üçüncü kişi talepte bulunamıyor ve yalnızca alacaklı talepte bulunabiliyorsa eksik üçüncü kişi yararına sözleşme söz konusudur. Kural olan, borcun nisbiliği ilkesi gereği eksik üçüncü kişi yararına sözleşmedir ancak taraflar istisna olarak tam üçüncü kişi yararına sözleşme de düzenleyebilirler. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmelerde üçüncü kişinin tek fonksiyonu ifayı kabul etmektir.

TBK m. 130’da işçinin işveren tarafından korunması için sigorta yaptırması da üçüncü kişi yararına sözleşme olarak düzenlenmiştir. İşveren, işçi ve sigortacı olarak üçlü bir ilişki vardır. Bu durumda lehtar olan üçüncü kişi, tam üçüncü kişi yararına sözleşme ile koruma altındadır. Yani lehtar da alacaklı haricinde ifa talebinde bunulabilecektir.

Üçüncü kişi yararına yapılan sözleşmeler özel bir şekle tabi değildir ancak eğer özel bir şekil öngörülmüşse de o şekle uygun yapılmalıdır.

Doktrinde baskın görüş, alacaklı ve borçlunun aralarındaki akdi ile üçüncü kişi yararına tasarruf işlemi yapamayacağıdır. Azınlık görüş de yapılabileceğini iddia etmektedir. Bunun yanında alacaklı ile borçlu arasında yapılan sözleşmede üçüncü kişi lehine alacak hakkı temin edilebiliyorken aleyhine bir borç vs. yükletilemez.

Üçüncü kişi yararına sözleşmelerin kurulması için üçüncü kişinin haberinin olması hatta belli olması bile gerekmez. Örneğin zorunlu trafik sigortalarında böyledir. Bu durumda sorumlu olunacak kişi üçüncü kişi olacaktır.

Bu sözleşme ilişkisinde borçlu, borcunu hiç veya gereği ifa etmezse, bu durumdan üçüncü kişi de etkilenirse, üçüncü kişi, borçludan zararının tazminini haksız fiile dayanarak mı yoksa sözleşme ilişkisine dayanarak mı isteyeceği konusuna değinirsek, normalde borçlu ile üçüncü kişi arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur ancak burada örtülü bir taahhüdün olduğunu savunan görüş vardır ve dürüstlük kuralı gereği alacaklıyı koruyan sözleşme ilişkisi yakını veya ilişkisi olan üçüncü kişiye de tesir edecektir. Kaldı ki sözleşme ilişkisine dayanarak talepte bulunmak zamanaşımı, ispat vs. gibi konular bakımından haksız fiile dayanarak talepte bulunmaktan daha avantajlıdır.

Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede ifayı ancak alacaklı isteyebilir yani lehtar, ifa talebinde bulunamaz. Bu durumda lehtarın tek yapabileceği ifayı kabul etmektir. Alacağı talep edemeyen üçüncü kişinin, borcun ifa edilmemesi sonucu yapılabilecek taleplere de hakkı yoktur. Bundan dolayı alacaklı kendi zararını ve üçüncü kişinin zararını talep edebilecektir.

Üçüncü kişi yararına sözleşmede alacaklı, tek taraflı irade beyanı ile alacak hakkını ve borcu sona erdiremez. Borçlu ile bu konuda anlaşması gerekir. Bunu da ibra antlaşması ile yaparlar. İbra, tek taraflı bir irade beyanı değildir. Bunun aksine ayni hak, tek taraflı terk edilebilir ancak alacak hakkında bu olmaz. Bunun tek istisnası üçüncü kişi yararın sözleşmede üçüncü kişinin kendi lehine doğmuş alacak hakkını sona erdirebilme hakkıdır.

Üçüncü kişi yararına yapılan sözleşmelerde alacaklının, üçüncü kişinin rızasına gerek duymadan geri alma hakkına sahip olup olmadığı konusuna gelirsek, kural olarak böyle bir geri alma hakkı yoktur. Borçlu, alacaklının böyle bir geri alma teklifini, böyle anlaşmamıştık diyerek reddedebilir. Ama taraflar üçüncü kişi yararına sözleşmeyi kurarken böyle bir hakkın olabileceğini düzenlemiş olabilirler. Bu düzenlemeyi yapmamışlarsa bile dürüstlük kuralı gereği, alacalının menfaati varsa ve borçlu açısından da mahsuru yoksa, alacaklı istisna olarak geri alma hakkına sahip olabilir. Örneğin alacaklı, üçüncü kişi yararına sözleşmeyi, üçüncü kişiye borcu olduğu için yaptıysa ve bir yolla alacaklının üçüncü kişiye olan borcu başka bir yolla sona erdiyse alacaklı, artık borçludan kendisine ifa yapmasını isterse dürüstlük kuralı gereği borçlu bunu kabul etmelidir. Ancak üçüncü kişi, borçluya ifayı kabul edeceğini bildirirse eğer bunlar yapılamaz. Bu bildirim yapılana kadar alacaklı ve borçlunun değişiklik yapma hakları devam etmektedir. Üçüncü kişi, kabul etme iradesini örtülü olarak da yapabilir. Bu durum eksik üçüncü kişi yararına sözleşmelerde yoktur çünkü orada üçüncü kişinin ifayı kabul etmekten başka fonksiyonu yoktur.

Borçlu, şartlar varsa ödemezlik defi veya gerekçeler ileri sürebilir. Ancak alacaklı ile aralarındaki sözleşmenin muvazaalı olduğunu TBK m. 19/2 gereği ileri süremez. İlgili maddede, borçlunun yazılı borç tanımasına dayanarak alacağı devralan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı borcun muvazaalı olduğunu ileri süremeyeceği düzenlenmektedir.

Borçlunun, alacaklı ve üçüncü kişinin aralarındaki ilişkiden kaynaklı gerekçeli ileri sürüp süremeyeceği konusuna gelecek olursak, kural olarak borçlu, alacaklı ve üçüncü kişi arasındaki ilişkiye dayanarak ifada bulunmaktan imtina edemez. Bunun gerekçesi, alacaklı ve üçüncü kişi arasındaki sözleşmenin bağımsız olmasıdır. Ancak kural bu olmakla beraber istisna da mevcuttur. Üçüncü kişi yararına yapılan sözleşme, alacaklı ile üçüncü kişi arasındaki sözleşme ile bağlantılıysa yani böyle bir ilişki kurulmuşsa veya kurulmamış olsa bile bağımsız olsalar ancak aradaki geçersizlik üçüncü kişinin yararına yapılan sözleşmeye de sirayet ederse borçlu ifayı yerine getirmemek için ileri sürebilir.

Üçüncü Kişi Yararına Yapılan Sözleşmeler.

İÜHF Borçlar Genel

TBK Mevzuat


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: