Borçlar Genel, İÜHF 2. Sınıf

Sözleşmelerde Esaslı Noktalar, İrade Uyuşmalarında Zaman ve Teyit Mektubu

Sözleşmeler Hukuku

Sözleşmelerde Esaslı Noktalar, İrade Uyuşmalarında Zaman ve Teyit Mektubu

    Sözleşmeler, esaslı noktalar üzerinde karşılıklı irade beyanlarının uyuşması ile kurulur. Esaslı noktalar ise objektif esaslı noktalar ve sübjektif esaslı noktalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

    Objektif esaslı noktalar aynı zamanda asli edimlerdir. Bir sözleşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için öncelikle objektif esaslı unsurlara bakılmaktadır. Örneğin bir kira sözleşmesinde bir malın kullanım hakkının devri ve bunun bir bedel karşılığında olması ve aynı zamanda iradelerin bunun üzerinde uyuşması objektif esaslı unsurlardır. 

    Sübjektif esaslı noktalar ise sözleşmede objektif esaslı unsurların dışında kalan unsurlardır. Örneğin bir satım sözleşmesinde konu olan şeyin ne zaman teslim edileceği veya sözleşmeye konu eşyanın taşınması gerekiyorsa kimin yükümlülüğünde taşınacağı vs. gibi noktalar sübjektif unsurlardır. Eğer sözleşme kurulurken gündeme gelmiş ise taraflar sübjektif unsurlar üzerinde de anlaşmış olmalıdırlar. 

    Objektif ve sübjektif esaslı noktalar üzerinde uyuşma açık (sarih) veya örtülü (zımni) olarak gerçekleştirilebilir. Zımni yani örtülü irade beyanı hareket ve davranışlarla açıklanmaktadır. Bazen taraflar objektif esaslı noktalarda anlaşır ancak sübjektif esaslı noktalar üzerinde anlaştıklarını varsayarlar yani anlaştıklarını zannederler. Bu durumda gizli uyuşmazlık vardır. Gizli uyuşmazlık ikiye ayrılmaktadır. Eğer objektif esaslı noktalar üzerinde gizli uyuşmazlık olmuşsa sonradan bir yorum ile değerlendirme yapıldıktan sonra objektif esaslı noktalar da uyuşma olduğu anlaşılırsa sözleşmenin kurulduğu, anlaşılmazsa kurulmadığı kabul edilir. Eğer objektif esaslı noktalarda anlaşılıp sübjektif esaslı noktalarda gizli uyuşmazlık olmuşsa sözleşmenin yine de kurulduğu ancak sübjektif esaslı noktalarda bir boşluk olduğu kabul edilir.

    Uyuşmadan söz edebilmek için tarafların irade beyanı ortaya koyarak görüştüğü her durumda uyuşmuş olması gerekir. Bu durumda iki farklı şekilde ele alınabilir. İlki anlık temas halinde uyuşmadır. Örneğin fırından ekmek alma durumu buna örnektir. İkinci olarak da bir müzakere süreci sonucunda sözleşmenin kurulması durumu vardır. İlkinde sorun, sözleşmenin hangi tipte kurulduğu yani niteliği bakımından söz konusu olabilir. İkincisinde ise hem kurulup kurulmadığı hem de içeriği bakımından sorun çıkabilir. 

    Sözleşmelerin kurulması ve yorumlanması açısından güven teorisinin çok önemli bir yeri vardır. İcap ve kabul kavramları arasında sadece zaman farkı açısından bir fark vardır. Yoksa içerikleri aynıdır. Bazen yapılan bir açıklama karşı tarafça istenilen anlamda anlaşılmamış olabilir. Bu durumda hangi amaçla söylendiğinin mi yoksa karşı tarafça ne anladığının mı dikkate alınacağı tartışmalı hal almaktadır. Bunu açıklığa kavuşturmak için güven teorisi ileri sürülmüştür. Açıklanan taraf, iradesini açıklayan tarafın neyi kast ettiğini yani iç iradesini anlamışsa sözleşme doğrudan kurulmuş olur. Bunun belirlenmesinde hayatın normal cereyanına uygunluk bir kriterdir. Güven teorisine göre bir kişinin davranışını dürüstlük kuralı uyarınca kendisine yapılmış bir irade beyanı saymakta haklı görünen kimseye karşı sözü geçen davranış bir irade beyanının unsurlarını ve özellikle hukuki sonuca yönelmiş arzuyu taşımasa dahi irade beyanı varmış gibi hukuki sonuç doğurur. 

    TBK m. 2/3’e göre bir sözleşme şekil şartına tabii ise bu sözleşmenin hem objektif esaslı unsurları hem de sübjektif esaslı unsurları bu şekle tabii ve uygun olmalıdır. 

    İrade uyuşması konusunda;

  • Sözleşmenin kurulduğu an, 
  • Hükümlerinin sonuç doğurmaya başladığı an ve
  • İfa zamanı 

olarak üç zaman dilimi vardır. 

    Sözleşme müzakeresi iki şekilde olmaktadır. Bunlardan ilki hazırlar arasıdır. Sözleşmenin kurulduğu ve sonuç doğurmaya başladığı anlar icabın yakınlığı ile alakalıdır. Taraflar, sözleşme müzakeresinin devam ettiği süreç boyunca bağlıdırlar. Eğer taraflar bu süreçte anlaşmışlarsa hükümleri kurulduğu andan sonuç doğurmaya başlar. İrade uyuşması ile kurulmuş olur ve aksine bir mutabakat yoksa o anda hüküm doğurmaya başlar. Aksine mutabakat geciktirici şartta söz konusu olabilir. Bu durumda da kurulma ayın aynıdır fakat hüküm ve sonuçlarını doğurma zamanı açısından farklılık vardır. Kurulmada sadece taraflar anlaşmış ve bağlı olur ancak hükümlerinin sonuç doğurmaya başlamasında hak ve borçlar aktif hale gelip talep edilebilir. 

    Diğer müzakere şekli hazır olmayanlar arasındadır. Bu durumda taraflar, irade beyanlarını, açıkladığı an değil bir süre sonra öğrenirler. TBK m. 4 ila 10 vd. arasında icap ve kabul ilişkisi ele alınmıştır. TBK m. 11’e göre sözleşmenin kurulması, kabul haberinin icabı yapana ulaştığı andır. Doktrinde de genel kabul budur. Böylece borç ilişkisi bu anda kurulmuş olur. Ancak hükümlerinin kabul haberinin gönderildiği andan itibaren doğacağı kabul edilmiştir. Yani kurulmasından önce hükümleri sonuç doğurmaya başlayacaktır. Taraflar isterlerse aksine hüküm belirleyebileceklerdir. Örneğin faizin olduğu bir sözleşme ise bu hükmün pratik sonucu olarak faiz, sözleşmenin kurulduğu andan değil, hükümlerinin sonuç doğurmaya başladığı andan itibaren hesaplanmaya başlar. Bunlar haricinde sözleşme doğmuş ve hükümleri sonuç doğurmaya başlamış olsa bile ifa zamanı gelmeden borcun ifası istenemez.

    Teyit (doğrulama) mektubu, TBK’da değil TTK’da düzenlenmiştir. Sadece tacir sıfatına sahip olanlar arasında kurulan sözleşmelerde geçerlidir. TTK m. 21/3’te ele alınmıştır ve gaipler arasında yani hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmelerde geçerlidir. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer teknik bir araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi bunu aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde itirazda bulunmamışsa söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşme veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş olur. Aksi halde irade uyuşmasının olmadığı ve yokluk varlığından söz edilir. Ancak iyi niyetle ve öyle sandığı için bir madde eklenmemişse ek olarak o şekilde kurulmuş olduğu kabul edilir. 


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: