Hukuk Felsefesi & Sosyolojisi, İÜHF 2. Sınıf

Sofistler ve Sokrates

ANTİK YUNANDA FELSEFE

SOFİSTLER

Sofist’ kelimesi Yunanca sophos (bilge) sözcüğünden türetilen sophistes’ten gelir. Öğrenmeyi ve öğretmeyi meslek edinen kişileri belirtmek için kullanılır.

İlk sofistlerin toplumda büyük bir saygınlığı olmasına rağmen felsefe tarihinde sofist denildiğinde akla olumsuz bir anlam gelir. O dönemde para karşılığı ders vermeleri yadırganmıştır.

Asıl katkıları epistemoloji alanında olmuştur. Bilginin kişiden kişiye değişebilir ve öznel oluşu en önemli düşünceleridir.

Protagoras’a göre: İnsan her şeyin ölçüsüdür; var olan şeylerin varlığının ve var olmayan şeylerin yokluğunun ölçüsü insandır.

Sofistlere göre hakikat yoktur; ne kadar insan varsa o kadar bilgi vardır ve genel geçer, evrensel bir bilgi mümkün değildir.

Sofistler kuşkuculardır.

Sofist düşünür Gorgias da doğa felsefesine karşı çıkmaktadır. Gorgias’a göre ne varlık bulunur, ne varlığın bilgisi mümkündür, ne de bilginin bir başkasına aktarılması söz konusu değildir. “Hiçbir şey var değildir, var olsa bile bilinemez, bilinse de aktarılamaz.”

Sofistlere göre hakikati aramaya gerek yoktur. Hakikat değil, hakikatler vardır. Bu hakikatleri belirleyen de fayda ölçüsüdür. Yani hakikat, bize yararlı olandır.

Antik Yunan’da bireysel değerleri ve bireyciliğiortaya koyan tek grup Sofistlerdir.

Sofistler bilgiyi topluma yayma ve demokratikleşmeyi sağlamaya yönelmişlerdir. Sofistler eleştirmiştir. Ancak bu eleştiride yıkıcılık varken yıkılan şeyin, değerin, kurumun yerine yeni bir şey kurmamışlardır. Sofistlerin amaçları insanları tartışma ne olursa olsun bu tartışmayı kazanmaya yönlendirmektir. Böylece kötüyü ikna yoluyla iyi gibi göstermeye yol açılmıştır.

SOKRATES

  • Sokrates, insanı felsefi düşüncenin temel konusu haline getirmeye çalışmıştır. Sokrates insanın ruhunda ebedi hakikatler taşıyan yüksek, akıl sahibi bir varlık olduğunu belirtmiştir.
  • Sokrates, doğa felsefesiyle uğraşmak yerine kendine konu olarak insanı seçmiştir.
  • Sokrates akla önem vermiş, kişinin dogmalarla ve gelenekle değil, akıl süzgecinden geçirdiği kendi gerçekleriyle hareket etmesini önermiştir.
  • Sokrates ‘bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.’ düşüncesiyle sofistlerle birleşir.
  • Sokrates’e göre hayatın amacı mutluluktur, mutlu olabilmek için de kişi kendini tanımalıdır. Sokrates’e göre kişi gerçek mutluluğa ölçülü hareket ederek ve kendine hakim olarak ulaşabilir. Bunun için de kişinin aklı ile hareket etmesi zorunludur. İnsanı mutlu edecek şey değerlerdir ve insan bunu bilgi elde ederek yapabilir.
  • Sokrates’e göre iki tür bilgi vardır. Bunlardan birincisi duyu organlarıyla elde edilen ve gerçek olmayan sanılar, ikincisi ise salt aklın ürünü olan gerçek bilgidir. Sokrates’e göre salt aklın ürünü olan bu gerçek bilgi erdemle de özdeştir.
  • Sokrates, insanların farklı ahlaki inançlara sahip olduğu görüşünü reddeder. Sokrates, insanların akıllarıyla bulabilecekleri ve kendi hayatlarını buna göre düzenleyebilecekleri evrensel ve nesnel bir ahlak olduğunu savunur.

Sokrates’in Yöntemi:

  • Sokrates, fikirlerini karşısındakilere sorular sormak ve onları cevap vermeğe alıştırmak suretiyle öğretmiştir. Bu şekilde insanın zaten gerçeği bildiğini, sorular sormak ve bu sorulara cevaplar almak yoluyla insan aklının batıl inançlardan kurtulabileceğini göstermek istemiştir. (diyalog metodu)
  • Sokrates diyalog metodunu kullanır. Bunun iki aşaması vardır. Bunlar ironi ve doğurtmadır.
  • İroni; bir kişiye bildiğini sandığı bir kavramı soru sorarak ona bilmediğini göstermedir. Doğurtma; sorular ile o kavramı bilmediğini gösterdiği kişiye, kavramla ilgili tanımlar oluşturtma evresidir. Bu evre de sorulardan oluşur.
  • Sokrates’e göre, hakikatler doğuştan kişinin zihninde mevcuttur ve onun yaptığı bu bilgilerin açığa çıkarılması, doğurtulmasıdır.

Sokrates’in Yargılanması ve Sivil itaatsizlik:

  • Sokrates, dini inançlara karşı çıkmakla ve gençliğin ahlakını bozmakla suçlanmıştır.
  • Sokrates hep uyduğu ve adaletsiz de olsa düzen için savunduğu yasalara uymamanın kendisi ile çelişmek olarak görüleceği için kaçırılmasını sağlamaya dönük teklifleri reddeder. Sokrates tarihteki ilk sivil itaatsizlik eyleminin faili olarak kabul edilir.
  • Sokrates’e göre reşit olduktan sonra insan, yürürlükte bulunan düzeni beğenmiyorsa, o memleketi terk ederek başka bir yere gidip yerleşebilir.
  • Sivil itaatsizlik, bugün hukuksal çerçevesi çizilen ve içinde yasaya aykırılığı barındıran bir prosedürdür.
  • Sivil itaatsizlik; devletin ve yasanın haksız uygulamalarına karşı, şiddet içermeyen, kamuya açık ve aleni yasa ihlalleridir.

Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: