Roma

Roma’da borçlunun sorumluluğu

BORÇ KAYNAKLARI:  Sözleşmelerden doğan borçlar, haksız fiilden doğan borçlar, sözleşme benzerlerinden doğan borçlar ve haksız fiil benzerlerinden doğan borçlar

Sözleşmeden doğan borçlar: taraflar arasında bir sözleşmesel ilişki bulunduğunda ve bu sözleşme sonucunda bir borç ilişkisi kurulduğunda karşımıza çıkar.

Haksız fiilden doğan borçlar: taraflar arasında daha önceden bir borç ilişkisinin bulunmadığı ilk defa haksız fiilin işlenmesiyle borç ilişkisinin doğduğu kabul edilir. Mutlaka zararı giderme borcu şeklinde bir zararın üstlenildiği ve asli bir borç olarak kabul edilen borçlardır.

Sözleşme benzerlerinden doğan borçlar: tarafların arasında bazen irade ilişkisi kurulmadan kanunen bir borç ilişkisi kurulmuş olabilir. İradi olarak bir ilişki kurulmadığı için tam olarak sözleşme sayılamaz. ÖR: vekâletsiz iş görme

Haksız fiil benzerlerinden doğan borçlar: taraflar arasındaki haksız fiil bir kusur olmadan ortaya çıkan borca denir.

BORCA AYKIRILIK SORUMLULUĞU

Borcunu yerine getirmeyen her borçlu zarar tazminini yerine getirmek zorunda değildir. Bunun ayrımını objektif sorumluluk rejimi ve sübjektif sorumluluk rejimi ile yapıyoruz.

OBJEKTİF SORUMLULUK REJİMİ: borçlunun sorumlu tutulması için kusurunun olup olmadığı aranmaz. Borçlu kusurlu olsa da olmasa da zararın tazmininden sorumludur. Zararın meydana gelmiş olması yeterlidir. Kusursuz sorumluluk şeklinde de isimlendirilir.

-şartları-

1- hukuka aykırı bir davranış (borca aykırılık) bulunması gerekir: borçlu yerine getirmesi gereken edimi gerektiği gibi ya da hiç yerine getirmemiş olmalıdır. Bu durum hem asıl edimde olabilir hem de yan edimlerde olabilir.

2- zarar: borca aykırılıktan dolayı bir zarar meydana gelmelidir. Zarar geniş anlamda ele alındığında kişinin mal varlığında ya da kişinin vücut bütünlüğünde meydana gelen azalma ya da kayıplar anlamına gelir. Dar anlamda sadece malvarlığında olan kayıpları ifade eder. Borca aykırılık meydana gelmeseydi alacaklının malvarlığının ne durumda olacağına bakılır. Aradaki fark borçlunun ödemesi gereken miktardır.

Olumlu zarar: ifa yerine getirilseydi alacaklının kazanacağı miktar ne olacaktı bunun belirlenmesidir. Borçlu alacaklının ifaya olan menfaatini sağlamalıdır. Fiili zarar (damnum emergens), yoksun kalınan kar (lucrum cessans) olmak üzere iki şekli vardır.

Fiili zarar: borcun ifa edilmemesi kişinin mal varlığında fiili bir zarara yol açmıştır.

ÖR: bir marangoz borçlusundan alması gereken kütükleri alamadığında kütüklere vermiş olduğu para fiili zarardır.

Yoksun kalınan kar: borcun ifa edilememesi sebebiyle kişinin kazancında elde edemediği kar durumudur.

ÖR: marangoz kütükleri zamanında almadığı için onu işleyerek yeni bir mal haline getirip satamayacaktır.

3-illiyet bağı: borca aykırı davranış ile zarar arasında bir nedensellik bağı olması gerekir. Zarar borca aykırılıktan değil başka bir sebepten meydana geliyorsa borçlu sorumlu tutulamayacaktır.

SÜBJEKTİF SORUMLULUK REJİMİ: borçlunun sorumlu tutulması için kusurunun olup olmadığına da bakılır. Sadece zararın meydana gelmesi yeterli değildir. Borçlu eğer kusuru da varsa sorumlu tutulur. Daha adil bir yöntemdir. Çünkü borçlu beklenmedik nedenler yüzünden meydana gelen borçlardan sorumlu tutulmamıştır.

-şartları-

1- hukuka aykırı bir davranış olmalıdır

2- zarar meydana gelmelidir

3- zarar ile hukuka aykırı davranış arasında illiyet bağı olmalıdır

4- kusur: borçlu ifa edememe durumunda kusurlu olmalıdır. Eğer kusuru yoksa borçlu borçtan sorumlu tutulamaz.

İki sorumluluk rejimi de her zaman birlikte yürürlükte olmuştur. Ancak Justinianus hukuku dönemine kadar objektif sorumluluk rejimi üstün tutulmuştur. Daha sonradan sübjektif sorumluluk rejimi üstün tutulmuştur.

Ders notu için tıklayınız. (pdf)

Roma Hukuku Notları -15


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :
error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: