Roma

Roma hukuk devirleri (tamamı)

ROMA HUKUK DEVİRLERİ

Romanın kurulduğu MÖ 753 yılından, İustinianusun ölüm tarihiolan MS 565’e kadar olan süreçte yüürlülükte kalan hukuka Roma hukuku denmektedir.

Hukukun kaynağı deyimi, hukukun bilgi kanakları, bir başka deyişler hukukun öğrenilmesine yazılı yapıtlar anlamında kullanılmaktadır 

Bu konuda Corpus İusris Civilis ve 2. Yüzyilda yaşamış olan hukukçu Gaius’un yazımış olduğu institutiones adlı eser çok önemlidir.

Konuyu açıklarkan bir ayrımdan hareket ederek Roma hukunun 3 dönemde incelenecek:

  1. Eski hukuk devri 
  2. Klasık hukuk devri 
  3. Klasık sonrası devir
ESKİ KLASIK DEVRİ.    Esas itibariyle teamül hukuku hakimdir  En eski hukuk olarak nitelendirilen kurallar yazılı değildi, toplum halinde yaşama sonucunda örf ve adet kuralı biçiminde belirlediğini göstermektedir  Uzun süre tekrarlanan aderler toplumda yerleşmesi, OPİNİON NECESSİTATİS olarak adlandırılıyor— zorunluluk fıkrı Bir örf ve adet hukuk kuralı sayılması, teamül hukuku içinde düşünebilmes için bir müeyyideye, yaptırıma bağlanmış olması gerekir. Diğer hukuk kuralları gibi ihlal edildiğinde bunlara da müeyyide uygulanması gerekir  Diğer unsurlar— uzun süre tekrarlanma ve zorunluluk fikri bulunsa bile bu kurala aykırı davaranan kimseye yaptırım uygulanmıyorsa ortada örf ve adet kuralı vardır—hukuk kuralı yoktur. Özel hukuk alanında kanun çok azdır   Romalılar ancak sosyal sorunların zorladığı, devletin dirlik ve düzeninin tehlikeye girdiği durumlarda kanun yoluna başvurur Yazılı Hukuk Yaratırdı  Kanun devletin ortaya koyduğu hukuk kaynağıdır.     DİKKAT:   Roma hukuku tarihinde değil genel hukuk tarihinde önemli bir yeri olan, sosyal sorunları çözmek ve hafiflatmak için 12 Levha Kanunu buna örnektir.

ON İKİ LEVHA KANUNLARI

Teamüller, örf adet ve adetler yoluyla oluşmuş hukuk kuralları rahipler sınıfı bilinir ve gereğinde kullanılırdı. O tarihte rahipler sınıfına ancak Patriciusların girdiği düşünülürse, rahipların yazılı olmayan hukuku Patricii sınıfı yararına yorumlayaıp uyguladıkları ve bu durumdan Pleb sınıdının sıkıntı çektığı söylenebilir. patricii ve Plebler arasında bir diğer eşitsizlik ve huzursuzluk da iki sınıf mensuplarının evlilik yasğından kaynaklanıyordu. 

12 Levha Kanunu Patricii ve Plebs sınıf mücadelesi sonunda kanun koyucu iradesiyle ortaya çıkmış olan Yazılı Hukuktur. Genel itibariyle teamül hukukunu esas alan ve yalnız tartışmalı hususara açıklık getiren bu kanun teşkilatlanma içim önemli bir rol oynamıştır. Rahipların hukuku gizli tutmaları ve geniş bir kitlenin bu hukuku öğrenmesine olanak tanımamaları, kısaca hukukta açıklığın sağlanamaması Pleblerin aleyhine oluyordu. Sınıfın mücadelesinin amaci olan yürürlülükteki hukukun tüm halkın bilgisine sunulması ve herkes tarafından öğrenilmesi ancak hukukun yazılı hale gelmesiyle mümkündür. 

Romanist Doktrinde anayasal bir düzen getirmemiş olan 12 Levhanın Usul

Hukukuna ilişkin hükümlerle başladığı kabul edilmektedir. Usul hukuku ile başlamsının başta nedenlerden birini Plebler-Patriciuslara borçlanmakta, yüksek faizle borçları ödeyemediklerinden muhakemeninve icranın sert hükümlerine hedef olmakta, bu yüzden mahkemeye davet ve verilen kararın icrası en küçük ayrıntısına kadar düzenlenmişti. 

12 Levha kanununda kı Hükümler:

  • Yalan yere tanıklı ve hakimin rüşvet alması durumunda ağır cezalar vardı
  • Vatana ihanet ölümle cezalandırılıyor
  • Vütün bütünlüğüne zarar, hukuka aykırı diğer hafıf maddi tecavuzlerde, müessir fiillerde para cezası
  • Hırsızlık suçu: suçüstü ve suçüstü olmayan hırsızlık arasında fark olduğu için cezai yaptırımlarda öne göre değişiyor 
  • Kamu adına takip edilen suçlar arasında sihir ve büyücülük de sayılmıştır. Başkasının hayatına ve sağlığına zarar ve kötü etkilemek başkasına ait ürünü kötü olması için edilen dualar ölümle cezalandırıldı
  • Aile hukuk teamül hukukuyla düzenlenmiştir
  • Miras hukukunda mırasçı bırakmadan ölen kimsenin kanuni mirasçiliği Mırasın Hısımlığı yöününden en yakın mırasçıya. Eğer yoksa Gens’e kalacağı hükmü konulmuştur
  • Kişi daha hayatteykenölüme bağli tasarrufuyla vasiyetnameyle mallarına mırasçı olarak kişi veya kişileri tayin edebilirdi

NOT: 12 Levha kanununda sağliğı ve ahlak ile ilgili hükümerde yer aldığı gibi, ölülerin gömülmesi, luks sayılacak harcamalrın yapılması ve ölülerin şehir içine gömülmesi veya yakılması,  Mezara altın konulması yasaklanmıştır.

                                          Corpus Iuris Civilis

Bu bir derleme faaliyetidir. Daha önce de buna benzer derlemeler yapılmış ancak ilk kez bu kadar geniş çaplı ve büyük bir çalışma yapılmıştır. İmparator Iustinianus hazırlatmıştır. Corpus İuris Civilis 3 ana 1 tali bölümden oluşmaktadır. 

A1) Institutiones: Hukuk öğrenimi için hazırlanmış ders kitabı gibidir. Uygulanan hukuk hakkında sistematik bir biçimde bilgiler verilmiştir. Başta Gaius’in İnstitutiones’i olmak üzere, bazı klasik hukukçuların aynı nitelikteki örnek eserleri alınarak hazırlanmıştır.

A2) Digesta (Pandectoe): Klasik hukukçuların eserleri toplandı. Digestrayı ınstitutiones’den ayıran en önemli özellik, Digestraya alınan parçaların hangi hukukçuların olduğunun bilinmesidir. Digestra imparator iradesini yansıttığı için kanun gücündeydi. Ancak kanun olarak uygulanması yapısı itibariyle çok zordu. 

A3) Codex : İmparator emirnamelerinin toplandığı bölümdür. Bazı emirnameler ihtiyaçlara cevap veremediği için kaldırılmış ve yenileri konulmuştur.  Codex Corpus Iuris Civilis’in 3 bölümü olmakla beraber ilk hazırlanan bölümüdür. Çünkü mevcut ihtiyaçların bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmekteydi. 

A4) Novellae: Iustinianus’un ölümünden çok sonra Corpus Iuris Civilis’e ilave edildi. (16 yy). imparator hayattayken çok sayıda emirname yayınlamış ancak hiç biri Corpus Iuris Civilis’e eklenmemişti. Daha sonra tüm bunlar derlenip Novellae olarak eklendi.

Interpolatio: Corpus Iuris Civilis de zaman içinde değişiklikler yapılmıştır. İşte bu değişikliklere verilen isimdir.

Günümüzde kullandığımız kanun terimini Roma’da lex publica yani halkın muhatap olduğu kaide terimi karşılıyordu.

İki çeşit lex publica vardı. 

  1. Lex Data; Halk meclisinin verdiği yetkiye dayanarak senatus veya bir magistra’nın çıkardığı, idare işleri için yapılan, yönetim ile ilgili kanunlardı. Bunları bir eyaletin işlerini veya Roma’nın idaresi için çıkarılmışlardı. Bu kanunlar, diğerlerine nispeten daha eski zamanlardan beri varlardı.
  2. Lex Rogata; Magistranın teklifi ile halk meclisi tarafından onaylanan ve halkın tamamının tabi olduğu kurallardı. 

Lex publica; iki taraflı bir anlaşma gibiydi; 

Magistranın teklifi; rogat

Halkın kabulü; iubet

Ayrıca bunların dışında senatus’un da kanunu tasdik etmesi gerekiyordu.  Lexlerin yapılışı:

Öncelikle magistra bir kanun tasarısı hazırlardı; latio legis.

Daha sonra magistra bu bu tasarının ilan edilmesini temin ederdi; promulgatio. Bu işlem, tasarı hakkında oy verecek kişilerin öğrenmesini temin için tahta levhalar üzerine yazılır ve Roma’nın büyük bir meydanına asılırdı. 

Bu sırada kanun teklifinin oylanacağı gün de açıklanırdı 

Oylama gününde tasarı aleyhine veya lehine konuşmalar olmaz, müzakere yapılmazdı. Toplantı sadece oylama amacıyla yapılırdı. Oylama gününde tasarıda herhangi bir değişiklik yapılması mümkün değildi. Tasarıda değişiklik sadece magistra’nın isteği ile yapılabilirdi.

İlan edilen günde oy verme hakkı olan vatandaşların fikri sorulurdu; rogatio.

İlk zamanlarda oy gizli olarak verilirdi ve o sırada tutanağa geçirilirdi. 

Mö.2 üzyılın başından itibaren yazılı ve gizli oy usulü getirildi.

Toplantıya katılanlar oylarını küçük bir levhaya yazarlardı. Burada kullanılan kelimeler; “istediğin gibi olsun” manasında uti rogas ve “eskisi gibi kalsın” manasında antiquo şeklindeydi. 

Oylar sıraya girilerek sepetlere atılır ve daha sonra sayılrıdır; diribitio. 

Netice bir görevli tarafından açıklanırdı; renuntiatio.

Son olarak, kabul dilen kanunlar bazen toplumun da öğrenmesi için ilan edlirdi; publicatio.

Kanunlar, teklifi yapan magistra veya magistraların adıyla anılırdı. 

Örneğin: Lex Aquilia; tribunus olan Aquilius’un teklifiyle concilia plebis tarafından çıkarılmış olan, başkasının malına verilen zararlar hakkında bir kanundu. 

* Lex’ler yaptırımları (sanctiones) bakımından üç türlüydü;

  1. Lex Perfecta “Tam, mükemmel kanun” anlamına gelen bu kanunlarda, yasaya aykırı yapılan işlemler geçersiz-batıl sayılırdı. 
  2. Lex Quam Minus Perfecta Türkçe’ye çevrimi pek uygun düşmeyecek şekilde “mükemmel olmayan, mükemmelden eksik” ya da “tam olmayan, teknik olarak eksik” kanunlarda; yapılan yasaya aykırı muameleler geçersiz sayılmazdı fakat mualemeyi yapan cezalandırılırdı. 
  3. Lex imperfecta “müeyyidesiz kanun” muameleyi yasaklamasına rağmen bu yasaya aykırı hareket edenlere herhangi bir yaptırım uygulanmazdı. Bunlar genelde dinle ilgili olan ve sonucu vicdana bırakılan konulardı. İstisnai kurallardı çünkü cezası olmayan yasa teknik olarak eksiktir .

  PREATOR, PREATOR BEYANNAMESİ, GÖREVLERİ NELER?

  • Praetor; tarafların katılımı ile kendi seçtiği hakimin anlaşmazsızlıklara uygulayacağı kuralları belirlerdi. 
    • Hakim; klasik devirde Praetor tarafından son şekli verilen yazılı dava programına uyarak davayı karara bağlardı. 

Praetor; kanun koyucu değildi. Fakat zamanla ceza mahkemelerine başkanlık etmeye başladılar ve usul hukukunun gelişmesini sağladılar. Usul hukuku konusunda etkileri ve katkıları çok fazlaydı. Bu bağlamda Praetor Peregrinos ’ın Roma Hukukuna evrensel nitelikte kuralların girmesini sağlamalarını sayesinde olmuştur. İus Civile, örf ve adetler ve 12 Levha Kanunu sadece Romalılar için oluşturulmuştu, onlara uygundu ve sadece onlara uygulanıyordu.

  • Başlangıçta sadece esir olarak gelen veya hakimiyete alınan yabancılar için bir hukuk yoktu Zamanla şehirde yabancıların yaşamaya başamaları ile bunun yansıması olarak praetor peregrinos oluşturuldu. 

    Praetor’un görev ve yetki alanlarıyla oluşan kurallara ius GENETİUM’dır

  • Bu kurallar anlaşmazsızlığa düşenlerin yanında herkes için geçerli ve herkese uygulanabilecek nitelikte kurallardı. 
    • Yabancılar praetoru, şehir praetoruna göre daha serbest hareket edebiliyordu.
    • Çünkü ius civile, teamül hukuku veyahut kanunlar yabancılar için geçerli değildi. 

Praetor urbanus ve praetor peregrinos; 

Roma Hukukunu zamanın ihtiyaçlarına uydurmak için yeni kurallar getirirken consilium’ ların etkisi bunda çok büyük olmuştur.

 Consiliumlar, magistraların sıksık fikirlerini aldığı üyeleri bizzat praetorler tarafından seçilmiş, saygın, bilgili, güvenilen hukukçulardan oluşan bir danışma kuruludur. 

  • Preatorlar, günümüzdeki hakimler gibi değil, özel şahıslardı ve hukukçu değillerdi. 
    • Yani Roma’da hakimin hukukçu olması gerekli değildi. Aynı zamanda hakim bir devlet memuru da değildi. 
    • Olayı çözerken hukuki bilgiye ihtiyaçları vardı.
    • Consilium, Roma devletinin bütün alanlarında görülmekteydi. 
    • Praetor— bu kurulun fikirlerine bağlı değildi fakat genelde bu fikirlere uyardı ve bunlar zamanla kanun olurlardı. 
    • Bu şekilde consilium’un ilmi görüşü ve praetor’un temsil ettiği devlet gücü birleşerek tatbikat için gerekli hukuk kuralları yaratılırdı. Praetor’lerin ortaya çıkardığı hukuka ius praetorium veya ius honorarium denirdi. 

Praetorlerin hukuk geliştirmelerinde EDİCTUM denilen beyannameleri önemli bir faktör olmuştur.  Göreve gelen praetor

  • görev süresi boyunca düzeni sağlamak üzere yargı işlerinin görülmesinde uyacağı programı ve prensipleri, yapacağı faaliyetleri bu edictumlarda ilan ederlerdi. Ø Bu beyannamelerde belirtilen prensip ve kurallar kanun niteliğinde değildi.  Praetor’ün bir yıllık görev süresi boyunca tanıyacağı dava hakları, defilery,yer almaktaydı. Praetorler yayınladıkları beyannamelere görev süreleri boyunca bağlı olacaklarını belirtmiş oluyorlardı. 

Dava açmak isteyen kişiler– hem praetor önünde hem de dava açmak istedikleri kimselere karşı talep edeceklerini bu beyannamelerdeki esaslara dayandırıyorlardı.  Genelde yeni gelen Praetorler, önceki praetorun beyannamesini kısmen değiştirerek ilan ediyordu fakat zamanla bu edictumlar belli bir şekil alarak hukuka yerleştiler.

 Çünkü eski beyannamede yeralan esaslar yerleşmiş ve tatbikatta tutulmuş kurallardan meydana geldiği için çok defa muhafaza edilir veya ufak değişiklikler yapılırdı. Bu şekilde hukuk kuralının ihtiyaçları derhal karşılanmış olurdu.  Hukukun beyannameler yoluyla düzenlenmesi yeni ihtiyaçlara daha uygundu.

Zaman içinde edictumun temelinin değiştirilmeyerek yeni praetorler tarafından da kabul edilerek bir gelenek haline gelmesi ile, değişmeyen, daimi beyanname manasında edictum perpetuum adını almıştır . 

Edictumlar hukuki devamlılığı sağladığı için çok başarılılardı. Bu nedenle İus honorarium alanında çıkmış bazı müesseler daha sonra ius civile kapsamına alınmıştır. 

Zamanla edictum, praetorün yargı alanındaki faaliyeti sonucu ortaya çıkan tüm hukuk malzemesini, hukuki himaye vasıtalarını içeren bir hale geldi. Bu şekilde hukukun kaynağı kanun olmakla beraber hukuk güvenliğini sağlayan özelliği ile edictumlar önemli bir hukuk ögesini temsil etmişlerdir. 

Beyannamenin değişmez hale getirilmesi MS.130 yılında İmparator Hadrianus’ un dönemin büyük hukukçularından Salvius Iulianus’ u, edictumu değişmeyecek hale getirmesiyle görevlendirmesi sonucu oldu. 

İmparator Hadrianus’ un bunu yapmaktaki amacı imparatorların mutlak iktidarlarının yanında bu iktidarla bağdaşması mümkün olmayan başka bir kaynaktan Praetor Hukuku’nun yaratılmasını önlemek istemesidir. 

Salvius Iulianus’un bazı yerlerini çıkarıp bazı yenilikler yaparak tekrar düzenlediği edictum, senatus tarafından onaylanarak kullanılmaya başlandı. Böylece hukukun gelişmesi, iktidarına dayanarak yeni kaideler koyan imparatorun eline geçmiş oldu. Göreve gelen Praetorler değişmez hale getirilmiş beyannameyi aynen neşretmeye devam etmek zorundaydı. Artık bu gelenek icabı olmuştu.

Preatorların etkisi Principatus Döneminde azalmasına rağmen edictumlar çok ciddiye alınan bir kaynak olmuşlardı

IURİSPRUDENTİAHUKUK İLİMİ

  • Her şeyden önce hukuk bilgisidir,  
  • Bir bakıma bugün bildiğimiz doktrine benzemektedir.  
  • Iurisprudentia sadece düşünce alanında değil, mütaalar vererek hukuki işlemleri kaleme alarak, tarafların adına davalara yön vererek de hukuk hayatına faal olarak katılırlar.
  • Ayrıca belirtmek gerekir ki hukukçuların danışma faaliyetinin ürünü olan sorular, meselelere verilen cevaplar (Responsa) kazuistik eserler tipinin örneğidirler.  
  • Hukuk öğrenimi için İnstitutiones denilen hukuka giriş niteliğindeki eserler önemlidir. Bunlardan en önemlileri Gaiusun ve ondan örnek alınarak yazılan Justinianusun eserleridir.

                                 HUKUK MEKTEPLERİ

Principatus dönemiyle birlikte hukukçular iki ekole ayrılmıştır. İki mektep arasındaki fark başlarda siyasi, sonraları hukuki olmuştur.

  1. Sabinianus Mektebi— ius civileye daha bağlıdırlar. Siyasi bakımdan ilk imparatorluk (Principatus) dönemi taraftarı olmakla beraber hukuk alanında muhafazakardırlar. İnstitutiones eseriyle bildiğimiz Gaius bu ekolün son temsilcisidir.
  2. Proculianus Mektebi, Praetor hukukuna daha fazla önem vermekle beraber

Cumhuriyet taraftarıdırlar, hukukta ileri görüşleri savunmuşlardır

            İmparator Adına Cevap Verme İmtiyazı

  • Hukukçuların en önemli karakteristik faaliyet tarzı kendilerine sorulan hukuki meselelere cevap vermekti. 
  • Augustus kendisine bağlı bazı hukukçulara imparator adına cevap verme hakkını tanıyarak hem kendi gücünü hem de o imtiyaza sahip hukukçuların konumunu yükseltti. 
  • Bu yetki daha çok senatus sınıfına mensup hukukçulara veriliyordu.

Hakimlerin ancak bu imtiyaza sahip hukukçuların fikir birliği içinde olmaması durumunda, fikirlerden istediğine uyabileceği belirtilmiştir. Fikir birliği mevcut ise hukukçuların cevapları kanun gücüne sahip oluyordu. Aynı zamanda imparator emirnameleri de hukukun yaratıcı bir diğer kaynağı olmuştur, bunda imparatorun danıştığı kurul olan consilium’da yer alan hukukçuların da etkisi büyüktür.

                                İmparator Emirnameleri

İmparator hukukun ve adaletin tek kaynağı olmuştur, imparator emirnameleri; beyannameler, kararlar, yazılı cevaplar, talimatlar şeklinde ayrılmaktadır. İmparatorun yetkisi hayatı boyunca devam ettiğinden beyannameleri de iktidarları süresince yürürlükte kalıyordu.  

 ÖZET OLARAK:  

Roma devleti tarihi açıdan dört döneme ayrılmaktadır. Bunlar; Krallık, cumhuriyet, ilk imparatorluk ve Son imparatorluktur. Roma’da devlete hakim olan üç organ vardı. Bu organlar magistra, halk meclisleri ve Senatus’dur. Krallık döneminde tek magistra kraldı. Krala da rex adı veriliyordu. Cumhuriyet Döneminde kralın yerini consuller aldı. Artık magistra olarak iki consul bulunuyordu. Kraldan farklı olarak görev süreleri bir yıl ve yetkileri de sınırlıydı. Bu dönemde praetorluk, censorluk, aedilis curulis lik gibi yeni magistralıklar da ihdas edildi. İlk imparatorluk döneminde bu magistralıkların pek çoğu başlangıçta muhafaza edildi. Fakat en önemli magistra princepsti. Princepsler, consullerden farklı olarak ömür boyu görev yapıyordu. Yetkileri de daha genişti. Bu yetkilerin zaman içinde daha da arttıran princepsler, giderek devlete hakim olan tek organ haline geldiler. İmparatorluk dönemine gelindiğinde en yetkili magistra imparatordu. Diger magistralıkların bir kısmı kaybolmuş bir kısmı da yalnızca ismen vardı. Fakat hiçbir yetkileri kalmamıştı. Senatus; krallık döneminde kralın bir danışma organı niteliğindeydi. Cumhuriyet döneminde bir danışma kurulu gibi çalıştı. Kararları bağlayıcı değildi. İlk imparatorluk dönemine gelindiğinde, halk meclisleri zayıfladı. Onların bazı yetkileri Senatusa devredildi. Bu durum Senatus’un güçlenmesine sebep oldu. Bir dönem Senatus’un kanun yapma yetkisine de sahip oldu. Fakat bu durum uzun sürmedi. Güçlerini giderek arttıran Princepsler kanun gücünde emirnameler yayınlamaya başladılar. Son imparatorluk dönemine gelindiinde Senatus, hiçbir yetkisi olmayan, içi boş bir kuruma dönüştü. Senatus üyeliği de bir şeref konumuna geldi. Roma’da devlete hakim olan bir diğer organ halk meclisleriydi. Krallık Döneminde kanun yapma yetkisi olmayan halk meclisleri, sadece toplumu ilgilendiren bazı önemli konularda kararlar alabiliyorlardı. Fakat Cumhuriyetle birlikte güçlendiler ve kanun yapma yetkisine sahip oldular. Bu yetkilerini ilk imparatorluk döneminde bir süre sürdürdüler.

Fakat Roma vatandaşlarının sayısının artması, halk meclislerini toplanamaz hale getirdi. Böylece halk meclisleri zayıflamaya başladı. Bu nedenle yetkilerinin önemli bir kısmı, ilk imparatorluk döneminde Senatus’a devredildi. Son imparatorluk döneminde ise tamamen kayboldular. Bütün bu gelişmelerden Roma

Hukuku da etkilendi. Fakat Roma özel hukukunu etkileyen en önemli gelişmeler Roma toplumunun giderek genişlemesi, ticari ilişkilerin artması ve ihtiyaçların da aynı doğrultuda çoğalması oldu. Artan ihtiyaçlar hukuku da değişmeye ve gelişmeye zorladı. Böylece Roma Hukuku, özellikle praetorların ve klasik dönem hukukçularının faaliyetleri sonucunda giderek gelişti. Fakat belli bir dönemden sonra Helen Kültürü ve hukukun etkisiyle bozulmaya başladı. İmparator Iustinianus tahta çıktığında Roma Hukuku, aslından bir hayli uzaklaşmıştı. Iustinianus, gerçek Roma hukukunu yeniden hayata geçirebilmek için kolları sıvadı. Bu amaçla, klasik dönem hukukunu derledi ve Corpus Iuris Civilis adı verilen eseri meydana getirdi. Bu dönem, roma hukuku açısından bir canlanma dönemiydi. Fakat bu da uzun sürmedi. Iustinianusun ölümüyle birlikte tekrar bir bozulma ve yozlaşma başladı.

Ders notu için tıklayınız.(pdf)

Roma Hukuku Genel Özet -2

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: