Borçlar Genel, İÜHF 2. Sınıf

Özellik Taşıyan Borç İlişkileri

Borçlar Hukuku

Özellik Taşıyan Borç İlişkileri

Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesi ve Kefalet Sözleşmesi

Özellik taşıyan borç ilişkilerindeki özellik, nisbiliğin aksine üçüncü bir kişinin dahil olmasıdır. TBK m. 128’de üçüncü kişinin fiilini üstlenme düzenlenmiştir. Maddeye göre üstlenen kişi, fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu ilişkiye üç kişi üzerinden örnek verecek olursak borçlu (B), alacaklıya (A) üçüncü kişi (Ü) için taahhütte bulunmaktadır. Bu taahhüdün konusu edimin konusu olan verme, yapma veya yapmama borçlarından herhangi birisi olabilmektedir. Bunun amacı yani üçüncü kişinin böyle bir taahhütte bulunmasının sebebi teminat amaçlı, yönlendirme amaçlı ve uygulamada da en çok görülen olarak banka teminat mektubu verme amaçlı olabilir.

            Teminat, borçlar hukuku için çok önemlidir. Güvenceli işlemlerdir ve alacaklının daha güvenli hukuki işlemlerde bulunabilmesini sağlamaktadır.

            Teminatlar, ayni teminat ve şahsi teminat olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Ayni teminatlara taşınır veya taşınmaz mal rehni örnek olarak verilebilir. Borcun ifa edilmemesi durumunda alacaklı malı paraya çevirebilme hakkına sahiptir. Eğer rehin verilebilecek bir mal varlığı yoksa şahsi teminat söz konusu olabilir. Bu ayrımda da kefalet sözleşmesi ve üçüncü kişinin fiilini üstlenme karşımıza çıkar.

            Kişisel teminat sözleşmelerinde akla ilk gelenlerden birisi kefalet sözleşmesidir. Bu ilişkide borçlu ve alacaklı arasında bir üçüncü kişi vardır. Borçlu borcu ifa etmezse üçüncü kişi sorumlu hale gelir. Bu açıdan kefalet sözleşmesi feri borçtur ve TBK m. 528’de düzenlenmiştir.Ancak üçüncü kişinin fiilini üstlenme bağımsız bir teminattır. Kefalet sözleşmesi ile aralarındaki en büyük fark bu bağlılık/bağımsızlık meselesidir.

            Doktrinde bir görüş üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesini doğrudan garanti sözleşmesi olarak nitelendirmektedir. Ancak diğer bir görüşe göreyse üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmeleri doğrudan garanti sözleşmesi olarak nitelendirilemez ancak garanti sözleşmelerinin bir alt türü olduğu şeklinde nitelendirilebilir. Bu görüşü savunanlara göre üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmeleri, üçüncü kişinin fiilinin üstlenildiği garanti sözleşmeleridir. İkinci görüşü savunanlara göre garanti sözleşmesinin alanı daha geniştir ve arada üçüncü kişinin olmadığı garanti sözleşmeleri de yapılabilmektedir.

Belirli Süreli İş Sözleşmesi Örneği - İK Magazin

            Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için borçlu ve alacaklı arasında geçerli bir borç ilişkisinin olması gerekir. Ancak üçüncü kişinin fiilini üstlenmede borçlu, üçüncü kişiden bağımsızdır. Örneğin borçlu (B), alacaklı (A)’ya “üçüncü kişi (Ü) sana yirmi bin TL verecek, eğer vermezse bana gel.” demektedir. Bu taahhüt verme, yapma ve yapmama açısından da verilmiş olabilir.

            Kefalet sözleşmesinin feri borç olmasından kaynaklı olarak borçlunun ileri sürebileceği her türlü iddia veya itirazı kefil de ileri sürebilir. Bu TBK m. 591’de düzenlenmiştir. Oysa üçüncü kişinin fiilini üstlenmede borçlu, üçüncü kişi ile alacaklı arasındaki ilişkiye dayanarak hiçbir şey ileri süremez. Çünkü üçüncü kişi ile alacaklı arasında bir borç ilişkisi olmasına gerek yoktur. Bu borç ilişkisi olabilir de olmayabilir de. Borç ilişkisi olsa bile borçlu (B) yine de iddiada bulunamaz. Yani B’nin taahhüdü Ü’den bağımsızdır. B’nin borcu şarta/rizikoya bağlıdır. Bu şart/riziko da Ü’nün taahhüdü gerçekleştirmemesidir.

            Kefalet sözleşmesinde kefilin, borçluya rücuda bulunması kanunen sağlanır ve üçüncü kişi, alacaklının halefi olur. Ancak üçüncü kişinin fiilini üstlenmede bu kural olarak olmak zorunda değildir.

            Kefalet sözleşmesi ile üçüncü kişinin fiilini üstlenmenin bir farkı da kefalet sözleşmesinin şekle tabi olmasıdır. Üçüncü kişinin fiilin üstlenmede kural olarak şekil şartı yoktur. Ancak TBK m. 603 gereği üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinde teminatta bulunan, gerçek kişi ise şekil şartları bu sözleşmeyi de kapsayacaktır. Bu şekil şartları da TBK m. 583’te düzenlenen kefalet sözleşmesinin şekil şartlarıdır.

            TBK m. 583: (i) Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

(ii) Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.

(iii) Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

            Kefalet, adi kefalet ve müteselsil kefalet olarak ikiye ayrılmaktadır. Adi kefalette alacaklı önce alacaklıya başvurmak zorundadır. Alacağını temin edemediği durumda icra dairesinden borçlu adına aciz belgesi aldıktan sonra kefile başvurabilir. Ancak müteselsil kefalette alacaklı direkt kefile de başvurabilir. Yani müteselsil kefalet, kefil olan için daha zorlaştırıcıdır. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinde de alacaklı (A), direkt borçlu (B)’ye başvurabildiği için müteselsil kefalete benzemektedir.

            Kefalet sözleşmesinde borç, nihayetinde para borcudur. Ancak üçüncü kişinin fiilini üstlenmede borç, para borcu olabileceği gibi başka borç türleri de olabilir. Yani illa para borcu olmak zorunda değildir. Edimin üç görünüm hali olarak da karşımıza çıkabilmektedir.

            Özetlemek gerekirse üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi, bağlılık, savunma ileri sürme, şekil şartı ve borcun niteliği gibi konularda farklılaşabilmektedir. İki sözleşme türünü ayırt etmek her zaman kolay olmamakla birlikte somut olayın verilerine göre yorumlamak en sağlıklı yöntemdir.

İühf Borçlar Genel

TBK Mevzuat

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: