Borçlar Genel, İÜHF 2. Sınıf

Müteselsil Alacaklılık ve Koşula Bağlı Borçlar

borçlar

Borçlar Hukuku

Müteselsil Alacaklılık ve Koşula Bağlı Borçlar

         Müteselsil Alacaklılık

            Bir kimsenin birden fazla kişiye borcu olduğu bir ilişkide diğer bir ifade ile borç için borçlu karşısında birden fazla alacaklının mevcut olduğu hallerde müteselsil alacaklılık söz konusu olur. TBK m. 169/1’e göre müteselsil alacaklılık ancak tarafların açık ya da örtülü anlaşması veya kanun hükmü sonucunda meydana gelir.

            Müteselsil alacaklılıkta alacaklılardan her biri, ancak kendi alacağından tasarruf imkanına sahiptir. Her biri kendi alacağı yönünden borçluyu ibra edebilir. TBK m. 169/3’e göre borçlu, alacaklılardan birinin kendisi için icra veya mahkeme yoluna başvurduğundan haberdar olmadıkça borcu dilediği alacaklıya ifa edebilir. Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden bir alacaklı, fazla kalan miktarı kendisine eksik ifada bulunulmuş olan alacaklıya veya alacaklılara vermekle de yükümlüdür. TBK m. 169/3’e göre borçlu, alacaklılardan biri icra veya mahkeme yoluna gitmişse ve bunu bilmesine rağmen ifayı başka bir alacaklıya yapmışsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

            Koşula Bağlı Borçlar

         Koşul, gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği şüpheli olan olgulardır. Vade ile karıştırılmaması gerekir. Vade, borcun doğum anını belirleyebileceği gibi esasen borcun muacceliyet gününü de belirleme işlevi görür. Vade, gelmesi kesin olan bir tarihtir. Bir olgunun gerçekleşeceğinin kesin olduğu ancak zamanının bilinmediği hallerde belirsiz vade söz konusu olur. Vadeden önce borçlunun borcunu geçerli bir şekilde ifa etmesi mümkündür.

            Koşul ile karıştırılmaması gereken bir diğer kavram da yüklemedir. Kazandırma ile birlikte kazananın kazandırmanın karşılığı olmayan bir edim yüklenmesi yükleme olarak adlandırılmaktadır. Yüklemeler, koşuldan farklı olarak borç ilişkisinin hüküm doğurması bakımından bir etki meydana getirmezler.

            Koşul, geciktirici koşul ve bozucu koşul olarak ikiye ayrılmaktadır. Koşulun gerçekleşmesi ile borç ilişkisinin veya dar anlamda borcun hükümlerini doğurduğu haller geciktirici koşul olarak adlandırılırken; koşulun gerçekleşmesi ile borç ilişkisinin veya dar anlamda borcun sona ermesinin kararlaştırıldığı haller de bozucu koşul olarak adlandırılır.

            Koşul, tesadüfi, irade veya karma olarak karşımıza çıkabilir. Genellikle karma koşul olarak düzenlenmektedir.

            Kural olarak her türlü işlem koşula bağlanabilir. Ancak bazı işlemler niteliği gereği koşula bağlanamazlar. Örneğin evlenme, soy bağının reddi, tanıma ve mirasın reddi gibi yenilik doğuran işlemler kural olarak şarta bağlanamazlar. Yenilik doğuran işlem olarak fesih ya da sözleşmeden dönme bildiriminin de kural olarak şarta bağlanması mümkün değildir. Ancak gerçekleşmesi muhatabın iradesine bağlı olan koşulların varlığı halinde fesih ya da dönme bildiriminin de koşula bağlanabilmesi mümkündür.

            Geçerli olmayan koşullara göz atacak olursak, gerçekleşmesi imkansız bir geciktirici koşulun kararlaştırıldığı ve gerçekleşmesi imkansız bir bozucu koşulun kararlaştırıldığı hal olarak iki başlıkta inceleme yapabiliriz. İlk durum yani gerçekleşmesi imkansız bir geciktirici koşulun kararlaştırıldığı hallerde söz konusu borç ilişkisi veya dar anlamda borç, geçersiz kabul edilir. Sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olup olmadığı TBK m. 27/2’ye göre belirlenecektir. İkinci durum olan gerçekleşmesi imkansız bir bozucu koşulun kararlaştırıldığı hallerde ise söz konusu borç ilişkisi veya dar anlamda borç ilişkisi, koşulsuz yapılmış gibi hükümlerini doğurur. Bu halde bozucu koşulun imkansız olduğunu bilmeden işlem yapan taraf, somut olayın özelliklerine göre saikte yanılma hükümlerine başvurabilir.

            TBK m. 176’ya göre kanuna veya ahlaka aykırı bir eylem koşul olarak belirlenmişse o koşula bağlı olan borç ilişkisi veya dar anlamda borç, geçersiz kabul edilir. Bu kural hem geciktirici hem de bozucuya koşula göre geçerlidir.

            Taraflar aksini kararlaştırmadıkça koşulun gerçekleşmesi ileriye etkilidir. TBK m. 170/2’ye göre koşula bağlı borç ilişkisi veya dar anlamda borç, koşulun gerçekleştiği an itibariyle hüküm ifade eder.

            TBK m. 172/1’e göre borcun konusunu oluşturan şey, koşulun gerçekleşmesinden önce kendisine verilen alacaklı, koşul gerçekleşirse, koşulun gerçekleşmesine kadar elde ettiği yararların sahibi olur. Geciktirici koşula bağlı taşınmaz satışında da yarar, koşulun gerçekleşmesinden önce taşınmazın alıcıya teslimi ile birlikte alıcıya geçer. (TBK m. 245)

            TBK m. 172/2’ye göre koşulun gerçekleştiği hallerde alacaklı, elde ettiği yararları iade ile yükümlüdür. İade, sebepsiz zenginleşme hükümlerine veya taraflar arasındaki sözleşmeye dayanır.

            Koşula bağlı olarak borçlanan kişi, koşulun gerçekleşmesinden önceki dönemde henüz borç doğmamasına rağmen borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.

            Koşulun ne kadar bekleneceğinin belirlenmesinde dürüstlük kuralı etkendir. TBK m. 175’e göre taraflardın birisi geciktirici veya bozucu koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kuralına aykırı olarak engel olursa koşul, gerçekleşmiş sayılır. Taraflardan birinin geciktirici veya bozucu koşulun dürüstlük kuralına aykırı olarak gerçekleşmesini sağladığı hallerde koşul, gerçekleşmemiş sayılır.

            Geciktirici veya bozucu koşulun taraflardan birinin davranışından ibaret olduğu hallerde, taraflardan birinin ölümü halinde koşulun yerine getirilip getirilemeyeceği, davranışın niteliğine göre belirlenir. Koşulun konusu davranış ölenin kişiliğine bağlı değilse koşul, ölenin mirasçıları tarafından yerine getirilebilir. (TBK m. 174)

            Bazı durumlarda sözleşmenin geciktirici koşul ile mi yoksa bozucu koşul ile mi yapıldığı hususu uyuşmazlık konusu olur. Bu durumlarda sözleşmenin yorumlanması suretiyle çözüme gidilir. Ancak yorumlanmasına rağmen tereddüt devam ediyorsa, öğretiye göre geciktirici koşulun asıl olduğu kabul edilmelidir. Zira geciktirici koşulda, koşul gerçekleşene kadar işlem bakımından hukuki etki doğmaz. Bu yaklaşım ise borçlu lehine bir durum olarak nitelendirilebilir.

İÜHF Borçlar Genel

TBK


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: