İÜHF 2. Sınıf, Milletlerarası Hukuk

Milletlerarası Hukukun Temel Nitelikleri

İçindeki Başlıklar: Hukuk Kavramı – Uluslararası Hukuk Kavramı – Uluslararası Hukuk Kurallarının Uygulanışı – Uluslararası Hukukun Gelişim Süreci – Ulusal / Uluslararası Hukuk İlişkisi – Türk Hukukunda Sistem

      HUKUK KAVRAMI

     Hukuk Kavramı içerisine dahil olan kurallar farklı kaynaklardan gelişebilmektedir. Bu açıdan hukuk kurallarının tek başına özgün bir niteliği var diyemeyiz. Ancak, birçok hukuk sisteminde kuralların kaynağı örgütlenmiş toplumsal iradeden, yani devletin iradesinden doğmaktadır. Hukuk kuralları, devletin yaptırımları ile zorla uygulatılan kurallar olup bu niteliği ile diğerlerinden ayrışmaktadır.

     Hukuk kavramını tanımlayacak olursak ; hukuk, devlet iradesiyle belirlenmiş ve uyulması devlet tarafından zorlanan ve belirli bir toplum içerisindeki ilişkileri belirli bir düzene koyan kurallar bütünüdür.

     ULUSLARARASI HUKUK KAVRAMI

     Dünya üzerindeki farklı insan topluluklarının temsilcisi olan devletlerin birbirleriyle etkileşimi sonucunda oluşan topluma geleneksel anlamda uluslararası toplum denmektedir.

     Ulusal devletlerdeki üstün siyasal ve hukuksal otorite olan devlet sistemindeki genel örgütlenmenin yerine uluslararası toplum, devletlerin hukuksal ve siyasal üstünlük bakımından eşit olduğu bir modele dayanır.

     1648 Vestfalya Barışı’ndan itibaren bütün dünya devletlerince kabul gören prensip devletlerin egemen eşit birimler olduğudur.

     Uluslararası hukuk, devletler, uluslararası örgütler ve toplumu oluşturan diğer birimlerin arasındaki ilişkileri düzenleyen uyulması zorunlu kurallardır.

     Uluslararası hukuk düzeninde kuralları koyma yetkisi olan kişi ya da birim üstün siyasal otorite değildir. Devletler iradelerini siyasal otorite yoluyla değil direkt kendileri açıklar ve uluslararası hukuk kurallarını bu şekilde oluştururlar.

     Devletler bir kural üstündeki uzlaşılarını ya fiilleri ile (yapılageliş hukuku), ya işlemleri ile (antlaşmalar hukuku) ya da iç hukuk düzenlemeleri ile (hukukun genel prensipleri) ifade ederler. Bu iradeler, uluslararası hukukun bağlayıcı olan kurallarını doğurur.

     Hukuku oluşturan net bir otorite olmadığı için bilhassa devletlerin davranışlarından doğan yapılageliş kurallarının saptanması zorluktadır. Buna karşılık, uluslararası hukukta çoğu yapılageliş hukuku kuralı yazılı hale getirilir veya uluslararası yargı kararları vasıtası ile tespit edilir.

     Uluslararası hukuk kurallarının doğuşundaki esas aktörler devletlerdir. Bilhassa yapılageliş hukuku kurallarının ve hukukun genel prensiplerinde devletler esas roldedir. Bunun yanı sıra devletler haricinde uluslararası örgütler de eylem ve işlemleri ile hukuk kurallarının oluşumuna katkı sağlarlar.

   ULUSLARARASI HUKUK KURALLARININ UYGULANIŞI

     Uluslararası hukukta yaptırımların uygulanma şekli çoğunlukla hukuk kişilerinin yaptırımları birbirlerine karşı kendilerinin uygulaması şeklindedir. Yasal kabul gören yaptırımlar, hukuku ihlal ettiği düşünülen hukuk kişilerine karşı bu ihlalden zarar gören tarafından yapılır.

     İstisna olarak uluslararası barış ve güvenliğin tehdit edilmesi, bozulma veya saldırı durumlarında, BM Güvenlik Konseyi, üstün siyasal otoriteymiş gibi ülkelere karşı yaptırım kararı yetkisine sahiptir.

     Uluslararası hukukta zorunlu bir yargı sistemi yoktur. Yani yaşanmış bir sorunun hukuki açıdan çözümüne bir uluslararası yargı organının bakması, sorun tarafı devletlerin bunu kabul etmesine bağlıdır.

     Örneğin UAD (Uluslararası Adalet Divanı) statüsü 36. Maddeye göre 3 kabul ediş vardır:

-Özel bir antlaşma ile tanıma

-Mevcut bir uluslararası antlaşma temelinde tanıma

-Deklarasyon

ULUSLARARASI HUKUKUN GELİŞİM SÜRECİ

İngiliz hukukçu Bentham’ın uluslararası hukuk ayrımı ile başlamıştır.

Yaygınlaşma süreci ise;

– sömürgeciliğin başlaması

– Milletler Cemiyeti’nin kurulması

– Birleşmiş Milletler’in kurulması

– sosyalizmin yayılması ve sömürgeciliğin sonlanması

– sosyalizmin yıkılması ve küreselliğin artması şeklindedir.

  ULUSLARARASI HUKUK – ULUSAL HUKUK İLİŞKİSİ           

 İÇERİSİNDE YAKLAŞIMLAR VE PRENSİPLER

     Uluslararası hukuk ve ulusal hukuk arasında düzenlenen konuların örtüşmesi ve hukuk düzeni aktörlerinin çakışması ilişkinin niteliğini netleştirmeyi gerektirir.

Bu ilişkinin açıklanması konusunda iki görüş vardır:

İKİCİ (DUALİST) GÖRÜŞ :

Uluslararası hukuk ile ulusal hukukun tamamen iki ayrı hukuk düzeni oluşturduğunu kabul eder. Buna gerekçe olarak da farklı kaynak, düzenlediğini ortaya koyar. Bu görüşte iki hukukun da birbirine üstünlük durumu yoktur.

TEKÇİ (MONİST) GÖRÜŞ :

Uluslararası hukuk ve ulusal hukuk tek bir hukuk düzeninin iki ayrı parçasıdır. Buna gerekçe olarak hukuk düzeninin kaynağı, konuları ve ilişkili kişilerinin aynı olduğunu ortaya koyar.  Bu görüş de iki hukuk kuralının birbirine üstünlüğünü doğurur ve yine bu da farklı görüşleri doğurur.

-Ulusal hukuk üstündür. Bunun gerekçesi devletlerin uluslararası hukuk kurallarını yapma yetkisinin iç hukuktan (çoğunlukla anayasadan) kaynaklanmasıdır.

-Uluslararası hukuk üstündür. Bunun gerekçesi aksinin uluslararası toplumun mevcudiyetini ortadan kaldırması ve ahde vefa prensibidir.

-Uluslararası hukuk – ulusal hukuk tartışması anlamsızdır.

Bütün bu görüşlerin yanında üstünlük tartışmasının net cevabı “Devletler, uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinin sebebi olarak ulusal yasalarına dayanamaz.”

Uluslararası hukuk kurallarının ulusal hukuktaki geçerliliği ülkelerde farklılık göstermektedir. Bası ülkeler uluslararası hukuk kurallarından yapılageliş kurallarını doğrudan geçerli sayabiliyor, bazılarıysa iç hukuka aktarma olmaksızın uluslararası antlaşmaları kendi iç hukuklarında geçersiz saymaktadır.

    TÜRK HUKUKUNDA SİSTEM

     Bizim açımızdan ise bazı konularda uluslararası hukukun yapılageliş kuralları ve bazen sadece uluslararası antlaşmalar, Türk iç hukukunun parçası kabul edilmiştir. Fakat, uluslararası hukukun iç hukukun parçası olarak kabul edildiğini söyleyemeyiz. Ayrıca insan haklarına özel olarak bu konuya ilişkin uluslararası antlaşmalara iç hukuk üzerinde kesin bir üstünlük tanımaktadır.

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: