Hukuk Felsefesi & Sosyolojisi, İÜHF 2. Sınıf

Locke ve Rousseau

FAİLLİK TÜRLERİ

JOHN LOCKE

  • John Locke’un da genel felsefesi ampiriktir.
  • Locke’a göre insan aklı boş bir levhadır, doğuştan gelen bir bilgi yoktur, her bilgi sonradan duyular yoluyla öğrenilir. Ancak duyu ile edinilen bilgi sınanabilir, yanlışlanabilir ve yenisiyle değiştirilebilir.
  • Locke, bütün eserlerinde gelenek ve otoritenin her çeşidinden kurtulmak gerektiğini, insan hayatına ancak aklın kılavuzluk edebileceğini ileri sürer.
  • Locke’a göre deneyden bağımsız, soyut olarak bir şeyi bilmek mümkün değildir, duyumsamadan önce düşünemeyiz.
  • Locke’a göre insan tek başına yaşamak için yaratılmamıştır, toplum içinde yaşamak gereğinde ve zorundadır. Sosyal bir yaratık olan insan aynı zamanda doğal olarak eşit ve özgürdür. Doğa durumu bir özgürlük halidir ama bu herkesin istediğini yapabileceği anlamına gelmez. İnsanlar her şeyden önce doğa kanuna, yani aklın kanununa bağlıdırlar.
  • Locke’a göre devletin olmadığı doğa durumunda bireyler arası ilişkilere düzen veren bir doğa yasası vardır. Doğa yasasının kuralları akıl yolu ile bulunabilir.
  • Locke’a göre doğa durumunda her bireyin Tanrı tarafından bahşedilmiş, devredilemez, elden alınamaz nitelikte olan hakları vardır. Bunlar yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarıdır. Locke’a göre en önemli hak mülkiyettir.
  • Locke’a göre doğal düzenin tek sakıncası; doğal düzende mülkiyet hakkına saldırılanların, saldıranları kendileri yargılamalarıdır. Bu ise orantısız cezaların, keyfi cezaların var olması demektir.
  • Bireyler bir sosyal sözleşme ile önce sivil toplumu daha sonra da devleti tesis ederler. Bunu yaparken bireyler, kendilerini savunma hakları saklı kalmak kaydıyla, doğa durumunda sahip oldukları doğa yasasını çiğneyenleri cezalandırma hakkını tamamen siyasal otoriteye devrederler.
  • Locke’a göre insanlar sözleşme yaparak devleti kurduğundan iktidarın kaynağı halktır. İktidar meşruiyetini Tanrı’dan veya kaba güçten değil halkın rızasından almaktadır.
  • Locke’da egemen, yönetici, devlet sözleşmenin tarafıdır. Egemenlik halktadır, yasama ve yürütme egemenliği sadece temsil ederler. İktidarı sınırlandırmanın önemli bir aracı da kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Locke’a göre iktidar yasama, yürütme ve federatif olmak üzere üç erke ayrılmalıdır. Yasama ile yürütme, Hobbes’ta olduğunun aksine, ayrıdır; ayrı olmak zorundadır.
  • Locke’a göre yasama organının erkini sınırlayacak olan halkın kendisidir.
  • Locke’a göre toplum sözleşmesi ile kurulan devlet bu doğal hak ve özgürlükleri ihlal edemez. Eğer devlet doğal hak ve özgürlükleri tırpanlarsa direnme hakkı doğar.

J.J ROUSSEAU

  • Rousseau’nun felsefesinde bireye ve onun mutluluğuna verdiği önem belirleyici olmuştur.
  • Rousseau’ya göre doğa durumunda insanın sınırsız bir özgürlük ve eşitliğe sahip olduğunu söyler.  Uygarlığın ilerlemesi insanı daha iyi ve daha geniş görüşlü yapmamıştır
  • Modernin, kendiliğinden akılcı bir düzeni getireceği fikri Rousseau için kabul edilemez niteliktedir. Toplum akılcı değildir.
  • Thomas Hobbes ve John Locke gibi Rousseau da siyasal düşüncesini bir doğa durumu varsayımından hareketle ortaya koyar. Ancak bunu yaparken onlar gibi çağının siyasal davranışını meşrulaştıran bir doğa durumu tasviri yapmamakta, hatta insan adaletsizliklerinin kökenini açıklayan ve var olan şartları eleştiren bir tasvir ortaya koymaktadır.
  • Rousseau’ya göre doğa durumunda insan, hayvandan pek de farklı değildir. Onu hayvandan ayıran iki özelliği vardır; bunlar özgürce seçim yapma ve gelişme yetisine sahip olmasıdır.
  • Rousseau akıl yerine duyguyu öne çıkartmaktadır. Rousseasu’ya göre İstekleri sınırlı olan ve merhamet duygusuna sahip olan insanlar arasında savaş yoktur.
  • Rousseau’ya göre insanlar arası eşitsizliğin kaynağı mülkiyettir. Tüm kötülüklerin kaynağı, mülkiyettir. Mülkiyetten sonra mülk kavgaları doğar.
  • Rousseasu’ya göre insan medenileştikçe tüm yetenekleri gelişip, zekâsı en üst düzeye çıkmıştır ancak doğa durumunda özgür ve mutlu iken şimdi doğanın ve giderek diğer insanların kölesi olma durumuna düşmektedir.
  • Rousseau’ya göre toplumun tüm fertleri tüm haklarını bir sözleşme ile kurulacak yeni ahlaki topluluğa devretmelidir. Böylece bir sosyal sözleşme yapılmış olur. Sosyal sözleşme ile insan doğal özgürlüğünü, istediği ve elde edebileceği şeyler üzerindeki sınırsız hakkını yitirmekte, bunun yerine medeni özgürlüğü ve elindeki şeyler üzerinde mülkiyet hakkına kavuşmaktadır.
  • Rousseau’ya göre toplum sözleşmesinin tarafları halktır. Bireyler bu sözleşmeyi oybirliği ile yapmak zorundadır.
  • Sosyal sözleşme ile Rousseau özgürlük ve otoriteyi uzlaştırmaya çalışmaktadır. Bunu yapabilmek için genel irade kavramına başvurmaktadır. Genel irade, Rousseau’ya göre, daima doğrudur ve kamu yararına yönelmiştir. Genel irade, toplumun ortak çıkarını göz önünde tutar.Sosyal sözleşme ile ortaya çıkan genel irade devlette egemenliğin sahibidir. Egemenlik genel iradenin uygulanmasından ayrı bir şey olmadığı için başkasına devredilemez ve ayrıca bölünemez.
  • Rousseau’da genel irade bölünemeyeceğinden kuvvetler ayrılığı ilkesi kabul edilmez.

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: