İÜHF 1. Sınıf, Sosyoloji

KARL MARX – İÜHF Sosyoloji Notları

KARL MARX

Marx sosyolojinin kurucu isimlerinden biridir.

Marx’ın yaşadığı dönem sürekli bir devinimin söz konusu olduğu dönemdir. Modern dönem henüz tam anlamıyla kurulamamış. Toprak ve ticaret burjuvazilerinin bulunduğu dönemdir.

Marksist felsefenin temelde iki amacı vardır. Bunlardan ilki dünya kavrayışıdır. İkincisi ise bu kavrayışta Marx’a konu olan sistemdir.

Epistomolojik kopuş Marx’ı iki döneme ayırır. Genç Marx ve Olgun Marx olarak inceler.

Genç Marx daha çok felsefe ve sosyoloji ile ilgili konulara yoğunlaşmıştır.

Olgun Marx ise ekonomik temelli ekonomiye dayalı düşünce sistemleri üzerinde durmuştur.

MARX’IN DÜŞÜNCE ENSTÜRMANLARI

PRAKSİS KAVRAM

Unutulmaya yüz tutan bu kavramda Genç Marx’ın  izlerin görürüz. Bu kavramda dünyayı kendimizi dışavurarak anlarız diyebiliriz.

Aslında insanın doğası diye bir şey yoktur. İnsanın doğası sürekli dünyayla, tarihle, diğerleriyle kurduğu üretim ilişkilerine bağlı olan geçici sonuçtur. Yani sürekli değişken bir insan doğası söz konusu olur. Praksis insanın doğayla, diğerleriyle diyalektik bir etkileşim halinde ilişki yürütmesidir.

Diyalektik ilişki: Bir şey yaparsın ve o şey geri sana gelir. Yani bir eylemde bulunuyorsun ve bu eylem seni etkiliyor buna diyalektik deniliyor. Etki ve etkilenme süreci.

TARİH KAVRAMI

Marx’a göre bütün idealize ettiğimiz şeyler maddi ilişkilerimizin bir ürünüdür.

Tarihsel Materyalizm: İnsanı harekete geçiren dürtüler, bir insanın ürettiği düşünceler, insanın doğayı değiştirmek için yarattığı teknoloji aslında kökensel olarak maddi bir temele sahiptir.

Tarih dışarıdan müdahale ile işleyen bir şey değildir. Kendini gerçekleştirmesiyle de işlediği söylenemez. Tarih insanların kendilerini bir hikaye içine koymasıyla varolur. Ben ve diğerleri arasındaki ilişkide bir bütünlük içinde varolma.

İnsanın nasıl ve neye göre yaşadığını temelde tarihsel forma göre anlarız.

Maddi ilişkilerle soyutsal ilişkilerin karşı karşıya olması altyapı ve üstyapı olarak iki inceleme alanı doğurur.

Bir ağaç üzerinden düşünecek olursak altyapı daha çok kökü işaret ederken üstyapı ağacın yapraklarını meyvesini işaret eder.

Altyapı ekonomik ilişkileri ve bunlar etrafında biçimlenen üretim ilişkilerinin oluşturduğu maddi unsurlara denir.

Üstyapı ise daha çok düşünsel olayların oluşturduğu soyutsal unsurdur.

Tarih bu altyapı ve üstyapı arasındaki dengedir. Bu denge bozulduğunda tarih değişim gösterir.

Maddi farklar altyapıyı ilgilendiriyorsa bu farkları eşitsizliği açıklamak üstyapının işi oluyor.

Kapitalizmin ilk eleştirmeni Marx’tır. Kapitalizmde kar hırsı ve bireysel çıkarın esas olması eleştirilir.

Tarih mülkiyet ilişkisine dayanan avantajlı ve dezavantajlı olanların çatışmasından doğar.

İDEOLOJİ KAVRAMI

İdeoloji insanlar arasındaki eşitsizliğin anlamlı gözükmesini sağlayan şeydir. Aynı zamanda ideal öykündüğümüz şeylerdir. Gerçekler değil bizim gerçek dediğimiz şeydir.

İdeal dediğimiz her şeyin aslında bir iktidar ve çıkar ilişkisi olduğunu söyler. Dünya hakkında ürettiğimiz fikirler egemen kesimin fikirleridir. Yöneticilerin elitlerin tarihidir.

İdeoloji sınıflar arasındaki eşitsizliğin devam etmesini sağlayan zihinsel bir işlevdir.

Kapitalizm çıplak bir sömürü ilişkisidir. Açıkça iki düşman sınıf üreteceğini söyler ve bunlardan ilki burjuvalar ikincisi ise proleterlerdir. Açıkça örnek olarak burjuva sınıfına fabrika sahibini proleter sınıfına ise fabrika işçisini gösterebiliriz.

Kapitalizm burjuva sınıfının çıkarına dayanırken proleterin emeğini satmak zorunda bırakan bir sömürü ilişkisidir. Birisine çıkar sağlarken diğerine zarar verir.

Marx kapitalizmin kendi sonunu hazırlayacağını söyler. Proleterlerin kaybedeceği zincirlerinden başka bir şeyi yoktur.

İdeolojiler bir anlam dünyası yaratıyor diyebiliriz. Altta ve üstte kimse kalmadığında ideolojilerin yarattığı yanılsamaların bittiğini görebiliriz.

Toplumsal ilişkilerin bir çıkar ilişkisine dayandığı söylenebilir. Dünyayı değiştirme fikri ise dünyayı öyle görmeye doğru evrilmiştir.

Marx kapitalizmin çelişkilerini göstermeye çalışmıştır. Dünyayı değiştirme fikri sunmuştur. Sınıf bilincinin normal bilincin dışında olmadığını söylemiş. Bilincin dünyayla olan ilişkimizin ürünü olduğunu göstermiştir.

Marx’ın anlatmak istediği yaşadığımız dünyayı anlamak ve değiştirmektir.

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: