İÜHF 1. Sınıf, Roma

IUS ve ACTIO

black text on gray background

              HAK (IUS) ve DAVA (ACTIO)

-Ius, hukuk düzeninin fertlere korunmaya değer menfaatlerini gerçekleştirmek üzere tanıdığı hak demektir.

-Somut yaşam olayları hukukun şartlarına uygun olarak hak sahibine, korunması için bir dava hakkı tanınır.

-Hakkının tanınması için fert, devlete bir actio (dava) vermesi için başvurabilirdi. Bir kimsenin actiosu varsa bunun anlamı, hakimin vereceği kararla, bu hakkını o toplumdaki herkese kabul ettirebileceğidir.

I.HAKLARIN AYRIMI

-Haklar, mutlak haklar ve nisbi haklar olmak üzere 2’ye ayrılır.

-Ayni davalara, actiones in rem denirken şahsi davalara, actiones in personam dendi.

1.Mutlak Haklar

-Mutlak haklar hakimiyet haklarıdır. Böyle bir hakka sahip olan kişi karşısında toplumun diğer üyelerinin bu hakka riayet etme yükümlülüğü söz konusudur.

-Bu hakkı herkesin ihlal etmesi mümkündür, bu nedenle mutlak haklar ilgili herkese karşı ileri sürülebilen (erga omnes) haklardandır.

A.Eşya Üzerindeki Mutlak Haklar

-Maddi varlıklar üzerinde sahiplerine mutlak hak karakterinde olmak üzere yetkiler veren haklardır.

-Roma Hukukunda mutlak hakların ihlali dolayısıyla açılacak davalara actiones in rem denmektedir.

a.Mülkiyet (Dominium, Proprietas)

-Maddi bir mal üzerinde sahibine en geniş yetkiler veren ayni haktır.

-Malik malını hukuka aykırı bir şekilde elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası (rei vindicatio) açarak geri alabilir.

-Eğer bir kimsenin mülkiyet hakkına tecavüzde bulunuluyorsa müdahalede bulunan kimseye actio negatoria in rem, haksız el atmanın önlemesi davası açılabilir.

b.Mülkiyet Dışında Kalan Ayni Haklar (Başkasına Ait Mallar Üzerindeki Haklar) (Iura in re Aliena)

-Bu haklara sınırlı ayni haklar da denir.

Ba.İrtifaklar (Servitutes)

-Bu haklar, üzerinde tesis edildikleri maldan yararlanma yetkisi verirler. İrtifak hakları da arzi irtifaklar ve şahsi irtifaklar olmak üzere ikiye ayrılır.

-Arzi irtifaklarda iki taşınmaz söz konusudur. Yüklü taşınmaz ve yararlanan taşınmaz vardır. Yararlanan taşınmazın maliki olan, irtifak hakkının da sahibi olacaktır.

-Şahsi irtifaklarda ise, irtifak hakkı belirli bir kişi lehine olmak üzere tesis edilmiştir. Şahsi irtifakların en önemlisi olan irtifak hakkı, intifa hakkıdır. Ususfructus denilen intifa hakkında intifa hakkı sahibi malı kullanma, semerelerinden yararlanma yetkilerine sahip olur. Malikin elinde ise sadece çıplak, kuru mülkiyet kalır.

Bb.Rehin Hakkı (İpotek)

-Bir alacağın teminatı olmak üzere tesis edilen sınırlı ayni haktır.

-Alacak ödenmezse rehinli alacaklı denilen kişi bu malı satarak alacağını satış bedelinden almak yetkisine sahiptir.

-Rehin hakkı sahibi, rehinli malı kullanamaz sadece satış değerinden yararlanabilir.

-Rehin hakkı, taşınır veya taşınmazlar üzerinde mevcut olabilir.

B.Şahıs Üzerindeki Mutlak Haklar

-Bu haklar, Roma’da esas itibariyle pater familias’ın aile fertleri üzerinde sahip olduğu patria potestas ile kocanın karısı üzerindeki hakimiyeti olan manus idi.

-Vasinin vesayeti altındaki küçüğün şahsı üzerindeki hakkı.

-Patronus’un azatlısı üzerindeki hakkı.

2.Nısbi Haklar

-Nisbi haklar, sadece belli bir kişiye karşı ileri sürülebilen haklardır. Bu haklar esas itibariyle bir borç ilişkisinden doğar.

-Kira akdinden, alım – satım akdinden, ödünç akdinden, haksız fiillerden nisbi haklar doğar. Alacaklı bu hakkını sadece borçlusuna karşı kullanır.

-Borçluya karşı açılacak şahsi davalara, genel anlamda, actiones in personam denir.

-Satıcı, satış bedelini istemek için actio venditi açar. Kiraya veren kira ücretini kiracıdan actio locati ile talep eder. Bir kimsenin malına zarar verilirse ona actio legis Aquiliae denilen haksız fiil davası açılır. Bütün bu davalar actiones in personam niteliğindedir.

II.Hakların Kazanılması (İktisabı) ve Kaybı

-Bir hakkın belli bir kişiye bağlanmasına hakkın kazanılması veya hakkın iktisabı denir. Buna karşılık hak o zamana kadar ait olduğu kişiden ayrılırsa bunun anlamı hakkın kaybedildiğidir.

-Hakların iktisabı, aynen veya devren olur. Sahipsiz malların (res nullius) iktisabı aslen olur. Buna taşınırlarda ihraz, taşınmazlarda ise işgal denir. Denizden balıkları tutan bunları aslen iktisap etmiştir, çünkü o zamana kadar balıklar res nullius konumundaydı. Balıklar üzerindeki bu mülkiyet hakkı da ilk defa balıkları tutan üzerinde doğmaktadır.

-Devren iktisapta, bir hak devir işlemi ile önceden ait olduğu kişiden başka bir kişiye geçmektedir. Örneğin, balıkları denizden tutmuş olan kimse bu balıkları parası karşılığında veya herhangi bir karşılık almadan başkasına devrederse devren iktisap söz konusu olur. Burada devralan kişi devredenin halefi (successor) konumundadır.

-Devren iktisap da kendi içinde ikiye ayrılmaktadır: Cüz’i halefiyet ve Külli halefiyet. Hakkın hukuk düzenince öngörülmüş şekilde bir kimseden diğerine geçişine cüz’i intikal (sucessio in singulas res) adı verilir.

-Eğer bir mal varlığı tüm aktifi ve pasifiyle birlikte herhangi bir kimseden diğerine tek bir işlem ile geçiyorsa külli intikal (successio per universitatem) söz konusudur. Örneğin, mirasın intikali. 

-Bir hakkın hak sahibinden ayrılmasına ‘’hakkın kaybı’’ denir. Eğer hak başka birisine devredilmeden ortadan kaybolursa hak ‘’sona’’ ererek kaybolmuş sayılır. 


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: