FAİLLİK VE ŞERİKLİK AYRIMINDA YER ALAN TEORİLER (İŞTİRAK TEORİLERİ)

Sübjektif Teori: suça katılan kişinin iradesinin (kastı, saiki, suçun işlenmesinde kendi zihnindeki rolü) göz önünde bulundurulmasıdır. Bu durum kişileri ceza sorumluluğundan kurtarabilecek kadar genişlemektedir. Kişi suçu işlemek değil de yardım etmek amacında olduğunu kanıtlarsa fail olmaktan kurtulup şerik olarak adlandırılacaktır.

İştirak Teorileri – Objektif Teori: Şekli ve maddi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

  • Şekli objektif teoriye göre; yalnızca suç tipindeki tipik fiili gerçekleştiren kişi fail olarak kabul edilmektedir. Bunun dışında hareket gerçekleştiren kişiler ise şeriktir. Tipe uygun olarak hareket eden kişi fail olarak sorumlu olur. (Bu durum suçun işlenmesinde tipteki hareket tanımına uygun hareket etmeyen ancak bu suçu işleyen kişilerin sorumlu tutulmamasına sebep olduğundan sorun çıkarabilmektedir.)
  • Maddi objektif teoriye göre; suçun kanuni tanımında yer alan tipik hareket esas alınmakla birlikte fail tarafından yapılan bu katkının suçun gerçekleşmesi (icrası) ya da neticesinin gerçekleşmesi noktasında bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Suça katılan kişinin gerçekleştirmiş olduğu katkı önemli nitelikte bir katkı ise fail olarak kabul edilmesi gerekir. Katkının niteliği nispeten daha az önemli veya önemsiz kabul edilebilecek nitelikte bir katkı ise şerik olarak kabul edilecektir.

Fiili Hakimiyet Teorisi: Suç tipindeki tipik fiil üzerinde fiili bir hakimiyet kuran kişi faili olarak sorumlu tutulur. Bu teori Türk ceza hukuku tarafından da kabul edilmektedir. Kişinin fiili hakimiyetinin bulunması, kişinin vakıaların seyrine hükmetme yetkisine sahip olup olmadığı ile ilişkindir. Eğer kişi vakaların seyrine hükmedebiliyorsa yani kişi iktidar sahibiyse kişinin fiili hakimiyeti vardır ve dolayısıyla faildir. Eğer ki kişinin fiili hakimiyeti yoksa şeriktir. Fiil hakimiyet 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır.

·        Harekete hakimiyet

Harekete hâkim olarak gerçekleştirilen bir suç varsa kişi doğrudan fail veya müstakil fail olarak sorumlu tutulacaktır. Kişi gerçekleştirilen fiillerin tamamına hakimdir ve kendisi gerçekleştirir.

·        İradeye hakimiyet

Suçun tipik fiiline egemen olan kişinin suçun işlenmesine yönelik iradesinde hakimse iradeye hakimlik söz konusu olacaktır. Dolaylı failden bahsedilir. Burada aklımıza gelebilecek en güzel örnek cebir ve tehdit aracılığıyla bir kişiye suç işletilmesidir. Bu durumda suçu işleyen yani fail olarak sorumlu tutabileceğimiz kişi cebir ve tehdit altında bulunan kişi değil cebir ve tehdit yoluyla bu fiili işleten kişidir.

·        Fonksiyonel hakimiyet

Kişilerin suça ilişkin katkısı fonksiyonel bir katkı da olabilir. Burada müşterek faillikten bahsedilir. Örneğin; A kişisini öldürmek için B ve C aralarında anlaşır ve o kişiyi yaralamak üzere bir iş bölümü yapmak suretiyle hareketi gerçekleştirirlerse katkılarının suç tipini gerçekleştirip gerçekleştirmediğine bakılmaz. Fonksiyonel bir katkı olup olmadığına bakılır ve dolayısıyla hem B hem de C müşterek fail olarak kabul edilir. Ve fail olarak sorumlu tutulurlar.

Fiili hakimiyet teorisi kapsamında gerçekleştirilen tüm hakimiyet türleri kasten işlenir. Taksirle gerçekleştirilen suçlarda da birden fazla kişinin suça katılımı söz konusu olabilir ancak taksirle gerçekleştirilen suçlar bakımından iştirak kabul edilmemektedir. Taksirli suçlarda geniş faillik anlayışı esas alınarak herkes kendi suçu bakımından kendi suçuna göre cezalandırılmaktadır.

İştirak Teorileri Konusu.

İÜHF Ceza Genel

TCK

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir