İÜHF 2. Sınıf, Türk Hukuk Tarihi

İslamiyet Öncesi Türk Hukuku -2

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK HUKUKU

Türkler çeşitli sebeplere göç etmişlerdir. Bundan dolayı çok farklı bölgelerde devlet kurmuşlardır ve kültürleri yayılma imkânı bulmuştur. Bu nedenle tüm yönleri ile Türklerin hukuk tarihinin incelenmesi zordur.

Türk kelimesinin millet olarak geçtiği ilk yer Orhun Abideleridir. Türk kelimesi bir devletin resmi adı olarak ilk defa Göktürk devletinde kullanılmıştır. Daha sonra da bu isim Türk soyundan gelen toplulukların milli adı haline gelmiştir. Göktürklerden sonra Türk adı hızla yayılmıştır.  Bu dönemdeki bazı hukuk kurumları ve kuralları İslamiyetten sonraki döneme de sirayet etmiştir.

Türklerin bilenen ilk devleti Hun Devleti’dir.

HUN DEVLETİ

Orta Asya’da kurulmuş olan devletlerin en önemlisi ve en eskisidir.

Mete’nin bu devlet için ayrı bir önemi vardır. Daha sonraki Türk devletlerine idari, askeri, siyasi bakımdan örnek olan bir devlet kurmuştur. Mete’nin ölümünden sonra devlet gücünü yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Göçebe topluluklarda şefin önemi çok büyüktür. Ölen büyük şefin yerine yine onun kadar güçlü şef geçmezse devlet kısa sürede çöker. Çünkü kabileleri, boyları, bodunları birbirine bağlayan en güçlü bağ şefin üstünlüğüdür. Aynı zamanda Çinlilerin ordularını Hunlar gibi teşkilatlandırması ve merkezi bir devlet haline gelmesinin de Hunların güç kaybetmesinde etkisi büyüktür.

MÖ 130larda sınırlar daraldı, merkez kuzeybatıya kaydı. Devlet kuzey- güney olarak ikiye ayrıldı. Güneydekiler Çin hakimiyetine girdi. Kuzeydekiler hem kendi aralarında hem de dış güçlerle savaşarak güç kaybettiler.

Hunların bir kolu Avrupa’ya girdi. Atilla yönetiminde yeniden yükseldiler ancak Atilla’nın ölümünden sonra Avrupa Hunları ’da varlığını devam ettiremedi.

Hunların bir kısmı güneye göç etti.(bugünkü Orta Doğu, İran, Afganistan) Hâkimiyetleri Göktürk dönemine kadar sürdü.

Bazı Hun boyları da varlıklarını Göktürk devleti içinde devam ettirdiler.

GÖKTÜRK DEVLETİ

Türk kelimesini resmi adında kullanan ilk devlettir. Kurucusu Bumin Kağandır. Batı yönetimini kardeşi İstemi Kağan ’ya bırakmıştır. Bumin Kağan devleti kurduğu yıl ölmüştür. Yerine oğlu Mukan geçti. Devlet büyük gelişmeler gösterdi. Tarihte ilk defa Orta Asya’da Bizans’a elçilik heyeti gönderildi.(İran’a karşı beraberlik için)

Mukan ve İstemi Kağan’ın ölümü ile Göktürk devleti güç kaybetmeye başladı. Bölünmeler, iç çatışmalar ve Çin saldırıları nedeniyle Göktürkler 630’da bağımsızlıklarını kaybettiler. 680’e kadar Çin hâkimiyetinde yaşadılar. (Karanlık Dönem)

Kutluğ, Tonyukuk ’un desteği ile Çin’e karşı bağımsızlık savaşı başlattı. 682’de Ötükene hakim olan Kutluğ, kağan ilan edildi.

Göktürk döneminde ilk kez İslam orduları ile Türkler karşı karşıya geldi.

Sonraki dönemlerde Oğuzlar ülkenin batı kesiminde isyan ettiler. İsyanı bastırmaya çalışırken o dönemin kağanı öldü. Yerine kardeşinin oğlu Bilge Kapan geçti. Kardeşi Kül Teğin ordu komutanı, Tonyukuk ise müşavir oldu. Göktürklerin ikinci yükseliş dönemi başlamış oldu. Sırasıyla Tonyukuk, Kül Teğin ve Bilge Kağanın ölmesi ile bu dönem de sona erdi.

Tonyukuk 720 yılında kendi adına 2 taş heykel yazdı ve diktirdi. Orhun Abidelerinin ilk iki taşıdır bunlar. 731’de Kül Teğin adına Orhun Anıtının üçüncü taşı dikildi. 735’te Bilge Kağan adına son anıt dikildi.

742’de devlet yıkıldı. Ötüken hâkimiyetini Uygurlar aldı.

UYGUR DEVLETİ

Göktürk devletinin yıkılması ise Uygurlar Ötüken ’de hâkimiyet kurdular

Bögü Hakan, Çin seferinden dönüşte devletinde Mani dinini yaymak üzere dört rahip getirdi. Kendisi de bu dini kabul etmişti. Mani dini et yemeyi yasaklayan bir dindir, Uygurların savaşçılık duyguları yozlaşmaya başlamasına sebep olmuştur. Bu durum Uygurların gevşemesine sebep oldu. Kırgızların ülke topraklarına girmesi ve hakanlarını öldürmesi ile Uygurlar çeşitli yerlere göç ettiler. Uygur tarihinin ikinci kısmı bu göçten sonra başlar.

Göç sonrasında iki devlet kuruldu. Kan-çou Uygur Devleti – Doğu Türkistan Uygur Devleti.  Bu devletler savaşmak ve topraklarını genişletmek amacını gütmediler. Komşuları olan devletlerle dostluk ve ticari ilişkiler kurmayı tercih ettiler. Bu nedenle bu dönemde Uygurlar tarih sahnesinde siyasi bakımdan değil medeniyet bakımından boy gösterdiler.

Uygularda Maniheizm’den sonra Budizm’de yayılmak için uygun bir bulmuştur. Daha sonra Karahanlılar aracılığıyla Uygurlar ’da İslamiyet de yayılmıştır. Çin’e İslamiyet Uygurlar aracılığı ile girmiştir.

ESKİ TÜRKLERDE DİNİ İNANÇLAR

Türkler İslamiyet öncesinde birçok dine tabi olmuşlardır. İlk kabul ettikleri din Şamanizm’dir. Dinin esası ölülerin ve hayvanların ruhlarıyla ilişki kurmaktır. Türkler arasında en yaygın olan dini inançtı. Şamanizm düalizme yani ikiciliğe dayanırdır. Şaman rahibinin adı ‘kam’dır. Cennet ‘uçmag’, cehennem ‘tamu’, Tanrı ‘Tengri’ olarak ifade edilirdi.

Sadri Makdusi Arsal tarafından Şamanizm Türklerin ‘milli dini’ olarak ifade edilmiştir.

Budizm, Uygurlar arasında daha çok yayılma imkânı buldu. Bu dinin Tanrısı yoktur. Dört esası, dört gerçeği bulunmaktadır.

  1. Yaşamın temeli elem ve ızdıraptır.
  2. Bu elem ve ızdırabın temeli tutkudur, arzudur.
  3. Bu elem ve ızdırabtan kurtulmak gerekir.
  4. Bu elem ve ızdırabtan kurtulmak için uyulması gereken 8 ilke vardır. (doğru inanç, doğru söz, doğru karar, doğru eylem, doğru yaşama, doğru çaba, doğru düşünüş, doğru iç denet)

Uygurlar son dönemlerinde, İslamiyet ile tanışmadan önce Budizm’e inanmışlardır.

Zerdüştlük (Mazdaizm), İran’da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Buhara’daki Türkler arasında yayılmıştır. Düalizme dayanır. { Ahuramazda (iyi) × Ahrima (kötü) } Avesta, dinin kitabıdır. Hem dini hem de hukuki bölümleri vardır.

Maniheizm, Hristiyanlık ve Zerdüştlüğün karmasıdır. Daha çok Uygurlar arasında yayılmıştır. Karşılaştığı yerel dinlerle kolayca bağdaştığı için kolayca doğuda ve batıda yayılmıştır. Dinin esasını iyilik ve kötülük mücadelesi oluşturur. Kâinatın esasını oluşturan bu ikili ayrım insanda da vardır.  İyilikten yararlanabilmek için ser ve hoşgörüsüz şekilde dinin buyruklarına uyulması gerekir.

Nestoryanizm, Hristiyanlığım kabul edilmeyen mezhebidir. Nestoryus, bu mezhebin genel esaslarını belirlemiştir. Meryem Ana’nın kutsal olmadığını söyleyen Nestoryus aforoz edildikten sonra misyonerler aracılığı ile bu mezhep yayılmaya başlamıştır. 12. Ve 13.yüzyıllarda Kuzey Moğolistan ve Batı Türkistan’da yaşayan Türkler arasında yayılma imkânı bulmuştur.

Musevilik, Museviler içinde Hazar Türkleri dışında İsrailoğulları dışında bir dini toptan kabul eden başka etnik grup yoktur. Bir görüşe göre Hazarların topyekûn Musevilik dinini kabul etmediğini sadece yöneticilerin diğer devletlerin dini baskılarını önlemek adına bu dini kabul ettiğini söylemektedir.

Batı Hunları ile Avrupa’ya gelen pek çok Türk boyu Hristiyanlığı kabul etmiştir. Bunlar arasında Peçenekler Türklüklerini kaybetmeden korumuşlardır. Atilla önderliğinde Avrupa içlerine kadar giden boylar şuan büyük oranda Türklük bilincinde değiller. Fakat farklı bir örnek olarak Gagavuzlar verilebilir. Gagavuzlardan Hristiyan Türkler olarak bahsetmek mümkündür.

THT İÜHF NOTLARI

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: