Anayasa H., İÜHF 1. Sınıf

İnsan Haklarının Normatif Yapısı / Korunması

İNSAN HAKLARININ NORMATİF YAPISI

  1. İNSAN HAKLARININ NORM ALANI

Her insan hakları normu, insan doğasının belirli bir alanını içerir. Kanunla tanınan her hakkın “geçerlilik alanına” hakkın “norm alanı” denilmektedir. Söz gelimi yaşama hakkının norm alanına, keyfi öldürülmeme, idam cezasına çarptırılmama girerken; meşru müdafaa halinde öldürülme, başkaldırı ya da ayaklanma sonucu öldürülme girmemektedir. Bu şekilde yaşam hakkıyla korunan ve korunmayan alanlar normatif düzeyde belirlenir.

  • İNSAN HAKLARININ ÖZNESİ

Hak konusu kavramı, hakkın sahibini yani hakkı kullanan ve bundan yararlanan kişiyi ifade eder. Hukukta hak ve yükümlülükleri olan bireylere kişi denir. Yasaların tanınması yoluyla oluşturulan kişi veya mülk toplulukları da “tüzel kişilik” olarak kabul edilir.

  • GERÇEK KİŞİLER

TMK 28 – Kişilik çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.

Cenin ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olur.

TCK 100 – 10 haftadan önce anne çocuğunu düşürebilir.

Ölüm, tüm hak ve yükümlülükleri sona erdirir.

Ölüm ve gaiplik durumunda kişi ölü kabul edilir. Kişinin intihar etme hakkı yoktur. Ölünün cesedi ve manevi karakteri üstünde yakınlarının hakkı vardır.

  • TÜZEL KİŞİLER

Tüzel kişi statüsü hukuka göre kazanılır ve haklar hukuka göre verilir. Haklar açısından gerçek ve tüzel kişiler eşit değildir. Kamu gücünü kullanma ayrıcalığına sahip kişiler, kamu tüzel kişilikleri olarak kabul edilir.  İnsan hakları ihlallerinden kamu tüzel kişileri sorumlu olabilir.

  • KİŞİ TOPLULUKLARI 

Azınlıklar, topluluklar, kadınlar, engelliler, çocuklar ve eşcinseller topluluk olarak hakların özneleridir. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruda, topluluklar açıkça belirtilmemiştir. Uluslararası sözleşmelerde, topluluklar hak konusu olarak kabul edilir ve başvuru hakkına sahiptir. Toplumu temsil eden temsilciler hak arama için başvurabilir.

  • DEVLETİN NEGATİF-POZİTİF YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Devlet, tüm insan hakları ihlallerinden sorumludur. Devletin tüm haklar için negatif ve pozitif yükümlülükleri vardır. Negatif yükümlülükler, kişisel ve siyasi haklarda daha belirgindir. Sosyal ve ekonomik haklar da daha pozitif yükümlülüklere sahiptir. Negatif yükümlülük; yasaklar, yaptırımlar, haksız müdahalelerde bulunmamaktır. Pozitif yükümlülük; yasal, yönetimsel, yargısal ve değişik ihtiyatları alma biçiminde yapması gerekenleri yapmamaktır.

  • DEVLETİN YATAY-DİKEY YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yatay etki, devletin bireyler arasındaki hakların ihlaline ilişkin sorumluluğunu ifade eder. Dikey etki ise devletin, kamu görevlileri tarafından işlenen haksız fiillerden sorumlu olmasıdır. Dikey ilişkide devlet doğrudan iştirak eder; yatay ilişkide ise dolaylı sorumluluk taşır.

  • Resmi görevliler tarafından haksız müdahale- dikey yükümlülük
  • Haksız özel müdahaleyi önleyecek tedbirlerin alınmaması- yatay yükümlülük

İNSAN HAKLARININ KORUNMASI

  1. EVRENSEL KORUMA: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KORUMA SİSTEMİ

Milletler Cemiyeti 28.04.1919’da kuruldu

Milletler Cemiyeti ile birlikte “Uluslararası Çalışma Örgütü” (ILO) kuruldu.

06.01.1941 tarihinde ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından yayınlanan ” Dört Hürriyet Üzerine Konuşma “nın temeli Birleşmiş Milletler’ in temelini attı.

Amerikan Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill, 14.08 tarihinde Atlantik Şartı adlı bir belgeyi imzaladı

“Birleşmiş Milletler Beyannamesi” 01.01.1942 tarihinde imzalanmıştır. 30.10.1943 tarihli “Moskova Genel Güvenlik Bildirisi” ile savaş sonrası kurulacak örgütün temel hedefleri belirlendi. Birleşmiş Milletler (BM), aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 51 ülke tarafından 26.06.1945 tarihinde BM Şartı ile imzalanmıştır.

BM Şartı’nda belirtildiği üzere, Birleşmiş Milletler’ in ana organları şunlardır:

1-      Genel Kurul,

2-      Güvenlik Konseyi,

3-      Vesayet Konseyi,

4-      Genel Sekreterlik,

5-      Ekonomik ve Sosyal Konsey

6-      Uluslararası Adalet Divanı

BM Koruma Sisteminde Üç Dönem

1945 ile 1960 arasındaki ilk aşamada: İnsan hakları alanında “iş birliği” anlayışı benimsenmiştir. 1946’da Ekonomik ve Sosyal Konsey bünyesinde “İnsan Hakları Komisyonu” kuruldu. Komitenin katkısıyla 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edildi. İnsan haklarını “korumak” yerine “teşvik etme” yükümlülüğü kabul edildi.

1966’dan 1990’a kadar ikinci aşama; Bir insan hakları koruma mekanizması oluşturulmuştur. Bağlayıcı bir insan hakları protokolü kabul edildi ve bir iç kontrol mekanizması kuruldu. 1215 sayılı “sistematik insan hakları ihlalinin” gözden geçirilmesine karar verdi. 1965’te Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme 1966’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bir “ikiz sözleşme” imzalandı. Kadınlara Karşı ayrımcılığa karşı 1979 Sözleşmesi, 1984 İşkenceye Karşı Sözleşme ve Çocuk Hakları Sözleşmesi 1989’da kabul edildi.

1990’larda üçüncü aşama: Ulusal planda bunun “uygulanması” bir öncelik olmuştur. Ulusal bir insan hakları kurumu kuruldu. 1993 senesinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu “Paris İlkelerini” kabul etti. Birleşmiş Milletler Dünya İnsan Hakları Konferansı 1993 senesinde Viyana’da yapıldı.

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: