PRÜ Hukuk Fakültesi, Prühf Roma

HUKUKİ MUAMELELERİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ

  1. GENEL OLARAK
     Yokluk
    Bir hukuki muamelenin temel, kurucu unsularından birinin bulunmaması halinde yokluktan
    bahsedilir. Hukuki muameleyi doğuracak olan ana unsur mevcut değilse, hukuki muamele meydana
    gelmez.
     Kesin Hükümsüzlük (Mutlak Butlan)
    Hukuki muamelenin temel, kurucu unsurları mevcut olduğu halde geçerlilik şartlarında sakatlık
    varsa, kesin hükümsüzlükten söz edilir. Bu halde muamele kesin olarak hükümsüzdür, muamele ölü
    doğmuştur. Kesin hükümsüzlük sebebi sonradan ortadan kalksa bile, batıl olan muamelelerin
    sonradan geçerli hale gelmesine kural olarak imkân tanınmamıştır.
    !! İrade uyuşmasının gerçekleşmediği akitlerin geçersiz olduğu Romalılar tarafından belirtilmiştir.
    !! hukuki muamelenin konusu objektif olarak imkânsız ise, muameleden borç doğmuyordu.
     İptal Edilebilme (Nisbî Butlan)
    Bu kategoriye giren hukuki muamelelerin hükümsüzlüğü veya muteberliği askıdadır ve ortadan
    kaldırılabilir. Bu sakatlıklarda muamelenin kaderi taraflardan birinin kararına bağlıdır.
    Hukuki işlem önce geçerlidir. Ancak, iptal yetkisinin kullanılmasıyla geçmişe etkili olarak
    hükümsüz hale gelir. Bu kimse muameleyi onaylayabilir, muamele geçerli bir işlemin sonuçlarını
    doğurur.
  2. İRADE BEYANINA AİT BOZUKLUKLAR
    Ius Civile için önemli olan şekildir. Şekle uyulduğu zaman muamele geçerli olarak meydana gelirdi.
    Fakat zamanla hukuki muamelede iradeye verilen önem artınca., bu iradenin ve iradedeki
    bozuklukların nazara alınması gerektiği kabul edildi.
    ! Roma’da irade ve beyan bir bütün olarak görülmüştür.
  3. İRADE İLE BEYAN ARSINDAKİ KASTİ UYGUNSUZLUK HALLERİ
    -Zihni Kayıt, halinde bir kimse aslında istemediği bir konuyu beyan etmektedir. Hukuki yönden
    böyle beyanda bulunan bir kişi beyanıyla bağlıdır.
    -Şaka (Latife) Beyan, tek taraflıdır. Bir kimsenin muhatabının gerçeği anlayacağı düşüncesiyle
    ciddi olmayan beyanda bulunur veya taraflar göstermelik bir muamele yaparlar. Eğer muhatap
    beyanın ciddi olmadığını anlamışsa muamele geçerli olmaz.
    -Muvazaa, iki taraflıdır. Taraflar beyanlarının iradelerine uygun olmayacağı konusunda
    anlaşmışlardır. Dış dünyaya aksedilen muamele hiç hüküm ifade etmeyecektir veya muamelenin
    önemli bir unsuru dış çevreye, gerçeğe uygun olmayan bir şekilde yansıtmaktadır.
    Mutlak muvazaada sadece dış dünyaya yapılmış gibi yansıyan tek bir muamele vardır.
    Nisbî muvazaada ise iki işlem vardır. Bunlardan biri dışarıya karşı yapılmış görüntüsü veren
    muvazaalı muamele, diğeri de bunun arkasına gizlenmiş olan tarafların gerçek iradesine uygun
    muamelelerdir.
  4. İRADE İLE BEYAN ARASINDAKİ HATA – YANILMA
    -Muamelenin Niteliğinde Yanılma (Error in Negotio)

Burada yapılan hukuki muamelenin türünde yanılma meydana gelmiştir. Örneğin bir kimse,
yanlışlıkla satış belgesi yerine kira mukavelesini imzalamıştır. Yanılan taraf aslında yapmak istediği
akitten farklı bir sözleşme için beyanda bulunmaktadır.
-Şahısta Yanılma (Error in Persona)
Bu kategoriye giren yanılma hallerinde muameleye taraf olan kişinin şahsında yanılma vardır.
-Muamele Konusunda Yanılma (Error in Corpore)
Hatanın bu türünde, malın maddesinde, işlemin konusunda, yanılgı meydana gelmektedir.

  1. İRADENİN OLUŞUMUNDAKİ BOZUKLUKLAR
  • Saik’te Yanılma (Hata)
    Bu yanılma tipinde irade oluşurken hata edilmektedir. Beyan edilen irade, yanılgılar neticesinde
    oluşan iradedir.
    Saik, bir kimseyi belirli bir sonucu istemeye yönelten etkenlerdir.
    -Aldatma (Hile, Dolus)
    Bu durumda bir kimse diğerinin zihninde yanlış fikir uyandırarak onu muamele yapmaya
    yönlendirmektedir.
    -Korkutma (Tehdit, Metus)
    Burada bir kimsenin iradesi korkutma altında oluşmakta ve beyan edilmektedir. Bu maddi değil
    manevi bir zorlamadır. Eğer maddi zorlama varsa irade hiç yoktur.

Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: