Hacettepe Hukuk Başlangıcı, Hacettepe Hukuk Fakültesi

Hukuk-Mülkiyet İlişkisi

Mülkiyet, tüm hukuk disiplinlerinin üzerinde durduğu önemli bir konudur.

İlk Çağ Hukuk-Mülkiyet İlişkisi

-Mülkiyet ortaklığının olduğu düşünülen bu döneme “altın çağ” denmiştir.

-Liberaller, İlk Çağ’da özel mülkiyet anlayışının var olduğunu düşünürken; sosyalistler olmadığını iddia eder.

Hamurabi yasasına göre:

-Taşınır malın zilyedi, maliki sayılırdı.

-Kimse sahibi olmadığı bir malı satamazdı.

-Taşınmaz malların satışı içi sözleşme yapılırdı.

-Toprak sahibi, toprağını işlemek zorundaydı.

Roma hukukunda mülkiyet:

 -Kullanma (usus), yararlanma (frustus), tasarruf etme ve kötüye kullanma (abusus) gibi kavramlara sahipti.

 -Mülkiyet hakkı, sınırsız ve salttı.

Orta Çağ Hukuk-Mülkiyet İlişkisi

-Toprak başlıca zenginlik kaynağıdır, ticaret henüz gelişmemiştir.

-Serf, toprakta çalışan toprakla alınıp satılan kişilerdi. Köleden tek farkları evlenip çocuk sahibi olabilmeleriydi.

Osmanlı:

 -Osmanlı’nın 16.yüzyılda gelişmiş bir düzeni vardı. 

 -1857 yılında Hicaz dışında yabancılara mülkiyet hakkı tanındı.

 -1858 yılında Arazi Kanunnamesi çıkarıldı.

 -1896 yılında yabancılara Osmanlı’da taşınmaz edinebilme hakkı tanındı.

Rönesans Sonrası Hukuk-Mülkiyet İlişkisi

 -Bu dönemde senyörler para için topraklarını attılar ve böylece toprak mülkiyeti önemini kaybetmeye başladı.

 -Reform hareketleriyle faize dayalı serbest ekonomi ve sınırsız özel mülkiyet anlayışı gelişti.

 -Fransız devrimiyle toprak mülkiyeti anlayışı sona erdi.

 -Sanayi devrimiyle liberal mülkiyet anlayışı ortaya çıktı.

19-20. Yüzyıl ve Liberal Mülkiyetten Sosyal Fonksiyon Olarak Mülkiyete Geçiş

 -Serbest piyasada işçiler eziliyordu. Sömürüye karşı mülkiyet hakkının sahibini değiştirmek (kollektivizm) ya da mahiyetini değiştirmek (sosyal fonksiyon olarak mülkiyet) fikirleri ortaya çıktı. Buna göre sosyal devlet güçsüzleri koruyacaktı.

 Kollektivist Mülkiyet-Hukuk İlişkisi

 -20.yüzyılın bir diğer mülkiyet türü kollektivist mülkiyettir.  Bu anlayış tarihte ara ara görülmüştür. Buna göre mal sahibi toplumdur kollektif mülkiyet esastır, üretim araçları devletindir.

 -Marksizme göre mülkiyeti üretim güçleri belirler. Mülkiyet hırsızlık değildir; emek, sermaye tarafından sömürülmemelidir. Mülkiyeti emek yaratır, emeğin kaynağı da insanlardır.

 -Sosyalizmde üretim araçları toplumundur. Komünizmdeyse mülkiyet toplumsallaştırılacaktır.

Mülkiyet Hakkının Dayandığı Teoriler

a.Emek Teorisi: John Locke teorinin kurucusudur.

 -Bu görüşe göre mülkiyet doğal haktır, sosyal sözleşmeye gerek yoktur. Devletin mallara müdahale hakkı yoktur.

 -Osmanlı’da diğer hukuk sistemlerinde bulunmayan mudabere yani emek-sermaye ilişkisi kurulmuştur.

b.Faydacı Teori: Hume teorinin kurucusudur.

  -Mülkiyet kişisel ve toplumsal faydaya dayandırılır. Hukuk düzeninin bir ürünüdür.

  -Özgürlük ve mülkiyet birlikte var olup birlikte yok olurlar.

  -Herkes kendi faydasını düşünmeli fakat mülkiyet hakkı toplum yararına olmalıdır.

c.İrade Teorisi: Öncüleri Kant ve Hegel’dir.

 -Bu görüşe göre mülkiyet kişisel iradenin ürünüdür.

 -Kişinin mülkiyet özgürlüğü başka bir kişinin mülkiyet özgürlüğüyle sınırlandırılır.

 -Devlet amaçtır ve mülkiyet özgürlüğünün sembolüdür.

 -Mülkiyeti hakların güvencesi olarak görür.

d.Duguit’in Sosyol Fonksiyon Teorisi:

 -Durkheim’e göre mülkiyetin kaynağı toplumun tahsisidir.

 -Toplum bir maldan elini çekerse o özel mülkiyet olur.

 -Mülkiyet sübjektif değil objektif bir haktır.

 -Salt-tekelci mülkiyet ve bireyci doktrini eleştirilir.

Günümüzde Hukuk-Mülkiyet İlişkisi

 -Mülkiyet hakkı insanlara özgüdür.

 -Mülkiyet yalnızca eşya değildir, maddi olan veya olmayan şeyleri kapsar.

 -Mülkiyet hakkı devletin sağladığı kanunlarla düzenlenen bir haktır ve toplum içinde önemlidir.

 -Mülkiyet hakkına yalnızca gerçek kişiler değil tüzel kişiler de sahip olabilir.

 -İç tasarruf, mülkiyeti başka kişileri ilgilendirmeden kullanmak; dış tasarruf ise mülkiyetin başka insanlarla ilişkilendirilerek kullanılmasıdır, kiraya verme, satma vb.

Mülkiyet konusunda üç tez vardır.

  1.Marksizm

  2.Kapitalizm

  3.Sentezci Görüş

Roma hukukunun mülkiyet konusundaki eksiklikleri:

 -Teknik gelişmeler, mülkiyet konusunda yapılan taşınır-taşınmaz ayrımını ortadan kaldırmıştır. Mülkiyet hakkı yalnızca eşya olarak görülmemelidir.

 -Akıl yoluyla oluşturulan değerlerin “mülkiyet benzeri haklar” olarak anılması ve mülkiyet haklarına uygulanan hakların bunlara da tanınması öne sürülmüştür.

 -Roma’da kullanılan usus, fructus, abusus gibi kavramlar Anonim Şirketin paydaşıyla sahibinin fonksiyonlarını ayırmakta yetersiz kalmıştır.

Türk Hukukunda Mülkiyet

-Osmanlı döneminde mülkiyet hakları, İslam hukukunun mülkiye anlayışına göre düzenlenmiştir.

-İbni Haldun, mülkiyeti emeğe dayandırmıştır. “Allah-insan” sözleşmesini benimsemiştir.

-Haklara ve sorumluluklar üzerinde ehil olmaya kişilik, kişinin kendine hüküm verebilecek durumda olmasına ise ehliyet denir. Ehliyetle kişilik arasındaki fark ehliyette yetkili olma özelliğinin olmasıdır. Osmanlı’da hak ehliyeti (vucüb ehliyeti) ve fiil ehliyeti (eda ehliyeti) diye iki ehliyet vardır. Vucüb ehliyeti; kişinin leh ve aleyhinde meşru haklara sahip olmasıdır, bunun dayanağı insanlığın kendisidir.

-Karahanlı devlet hukukçularından olan Kadı Ebu Zeyd Debbusi insanların haklarını özgürlük hakkı, güvenlik-masumluk hakkı ve mülkiyet hakkı olmak üzere üçe ayırmıştır.

Anayasa Mahkemesine mülkiyetle ilgili yapılan bazı bireysel başvuruları ve verilen kararları Hasan Tahsin Fendoğlu Hukuka Giriş kitabının 102-107.sayfalarından detaylıca inceleyebilirsiniz.


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: