MEF Hukuk Fakültesi, MEF İdare Hukuku

Hiyerarşi ve İdari Vesayet

KAMU TÜZEL KİŞİLİĞİ

Her şeyden önce idare hukukunda teşkılatta çok sayıda kamu tüzel kişilikleri karşımıza çıkıyor bu da yerinden yönetim ilkesinin sonuçlarıdır. Devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir varlığa sahiptir. Bunun sonucu olarak, kişi hak ve borçlara sahip olabilen sujelerdir. Hukukta kişiler irade açıklayabilir, hukuki işlem yapabilirler, mal varlığına sahip olabilirler. Yer yerinden ve hizmet yerinden yönetimde kamu tüzel kişiliği ele alınır. Devlet kamu tüzel kişiliği içinde idari teşkılat olarak karşımıza çıkan başkent teşkılatıdır. Taşra teşkılatı da var. Bunların hepsi devlet tüzel kişiliğidir.

Bunun dışında anayasada doğrudan kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu söylenen kişiler: AY m.127, yerel yönetimlerin açıkça kamu tüzel kişiliği olduğunu düzenliyor. Bunun yanı sıra AY m.130- m.133-m.134-m.135 doğrudan anayasada belirlenmiştir. Bazen yasa koyucu da açıkca söyleyebilir. Bunların tespiti daha kolaydır. Çünkü açıkca nitelenmiştir. Temel sorun: anayasada ya da kanunda açıkca belirlenmemesi durumudur. Bunun çeşitli kriterleri var: -Hangi işlemle kim tarafından kurulduğuna bakarız? Kamu tüzel kişilikleri devlet tarafından kurulurlar, ya da kamu tüzel kişiliği kurar. AY m.123/ son fıkrası bize bu konu hakkında bilgi veriyor.

“MADDE 123-

..

Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.”

Kararname cumhurbaşkanın asli yetkisini düzenlediği bir durumdur. 2017 anayasa değişikliğinden önce bu hüküm şöyleydi:

“Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.”

Yasa koyucu kamu tüzel kişiliğinin görevini yetkilerini düzenliyordu.Bu yetkiyi yasa koyucu verir. Öncelikle bir tüzel kişiliğin kimin kurduğuna bakmamız gerekirdi. Ancak bu yeterli değildi. Kanunla kurulan tüzel kişilikler de vardır. Özel hukuk tüzel kişileri olarak karşımıza şirketler çıkabilir. Söz konusu olan şirket özel hukuk tüzel kişisi olarak karşımıza çıkıyor. Devletin de sermayesinde payı olan özel hukuk tüzel kişileri için ayrı bir düzenleme olmuş oluyor. Kamu gücü ayrımı, diğer kişilerle karşılaştırdığımızda onların yapamayacağı tasarruflarda bulunmaktır. Tek taraflı iradesi ile hukuki durumu belirlemektir. Kamu iktisadi teşebbüsleri, kamu tüzel kişileridir.

İDARENİN BÜTÜNLÜĞÜ

İdarenin bütünlüğü ilkesi, anayasanın 123. Maddesinin birinci fıkrasında idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğunu söylüyor. İhtiyacın sebebi idare teşkılatındaki parçalı görünümdür. Hem tüzel kişiliği içerisinde farklı idari birimler var. Bir de tüzel kişiliği içerisinde idari makamlar var. Bunun yanında devlet tüzel kişilikleri dışında ayrı bir kamu tüzel kişilikleri var.

Aslında kendi görevlerinde uygulayan pek çok makam var. Kendi görev alanlarıyla ilgili işlemler yapabiliyor. Taşra teşkılatı için bu yetki validedir. İdarenin bütünlüğü devletin bütünlüğü değildir. Tamamen koordinasyon için geliştirilmiş bir ilkedir. İdarenin bütünlüğünü sağlayan iki tane hukuki araç vardır: Hiyerarşi ve İdari vesayet. Hiyerarşi, devlet tüzel kişileri arasnda bütünlüğü sağlayan bağdır. İdari vesayet ise devlet tüzel kişi ile o küme dışında kalan kamu tüzel kişiliğini sağlayan bağdır.

HİYERARŞİ

Hiyerarşi kelime anlamı olarak mertebe silsilesidir. Kamu yönetimi söz konusu olduğunda olağan olarak karşımıza çıkar. En tepede hiyerarşik üst bulunur en alttaki basamakta en fazla kamu görevlisi vardır. Altta görevli olan üstteki olan kamu görevlisine göre hiyerarşik olarak altındadır. O kurumun en üst hiyerarşik amiri, kurumda çalışan herkes üzerinde hiyerarşi yetkisine sahiptir. Bunun sebebi o yapılanma içerisinde tek bir idari birim içerisinde işleyişi sağlamaktır. Hiyerarşik üstte altlarına ilişkin yetkiler verilmektedir. Devlet tüzel kişiliği içerisinde, idari birimleri birbirine bağlar. İdarenin bütünlüğünü sağlayan bağ hiyerarşidir.

Başkentin taşranın kendi içinde de hiyarerşisi vardır. Başkent teşkılatında bakanlar arasında kendi içerisinde hiyerarşi yetkisine sahiptir. 2017 anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanın konumu dolayısıyla değişmiştir. Cumhurbaşkanın hiyerarşik konumu cumhurbaşkanlığının kendi bir örgütü var onun üzerinde de bir hiyerarşi amir özelliği vardır. Taşra teşkılatında da illerde vali, ilçelerde kaymakam en üst hiyerarşik amirdir. Hiyerarşi bununla sınırlı bir kavram değildir. Kamu tüzel kişilerinin her birinin kendi içerisinde yapılanması vardır. Belediyede belediye başkanı en üst hiyerarşik personeldir, belediyede çalışanlar üzerinde kullanır. Burada belediye içerisinde çıkan hiyerarşik yetkiler merkezle ilişkisi bağlamında gündeme gelmez. Hiyerarşi ilişkisi içinde karşımıza çıkan yetkilerden bahsetmek gerekir:

Hiyerarşi yetkisi olağan genel yasal düzeneğe ihtiyaç değildir.

Hiyerarşik üst personel üzerinde atama görevden yükseltme gibi işlemler yapar. Çoğu zaman hiyerarşik amir disiplin amiridir.

Emir verme ile ilgili kanunsuz emir meselesi gündeme gelir. AY m.137’de görürüz. Hukuka aykırı kanunsuz emirde ast bunu üste bildirdiğinde ast bunun hükmüne sahip olmaz. Suç niteliğinde olan bir davranış ise üst bunu ısrar etse bile ast bunu uygulamamaldır. Eğer uygularsa ast da sorumlu olacaktır.  İçişleri bakanı valiliklerin yerine karar alınamaz.

İDARİ VESAYET

İdari vesayet, hiyerarşi gibi olağan ve genel bir yetki değildir. İdari vesayet istisnadır. Kamu tüzel kişileri özerk ve hukuki varlıktır. Devlet tüzel kişiliklerine karşı bir bağımsızlıkları vardır. Hem organların seçimi hem de göreve gelmesi konusunda bağımsızdır. Kendine ait yetkiyi kendi idaresinde kullanır. Kamu tüzel kişilikleri ile merkezi yönetim arasındaki ilişkiyi konuşuyorsak kamu tüzel kişiliklerinin denetime tabi olmadan hareket edebilmeleridir. Vesayet ise bunun farklılaşmasıdır. İdarenin bütünlüğü sağlar. İstisna olması demek:

-Kanunda öngörülmedikçe merkezi idareye hüküm veremez.

-Vesayet bağı ile bağladığı kamu tüzel kişilikleridir.

-Yerel yönetimler, üniversiteler, TRT gibi kurumlar anayasada güvence altına alınmış özerkliği deenetleme yetkisi vermiştir.

Anayasada vesayetle ile ilgili hükümler AY m.127/5’tedir.. Organların tayini değil görev olarak da alabilir. Yerel yönetimler ve meslek kuruluşları için kararlar verilebilir. Belediye meclis üyeleri seçimle iş başına gelir (bunu anayasa emreder). Dolayısıyla merkezi idare belediye meclislerinde yetkilendirilemez. (Daha ayrıntılı AY m.127/4 m.135/6 )

Belediye bir karar alıdıysa vali de onadıysa o işlemle ilgili hukuki sorumluluk  belediyede olur. Dava açılacaksa belediyeye açılır. Onamama işleminde ise vali onamadıysa onanamama iradesinden sorumluluk merkezi yönetimdedir. Yürürlüğünü erteleme olabilir.

(1) Yorum

  1. Ceren Buharalı says:

    Çok güzel bir site olmuş gerçekten elinize sağlık hocadan anlayamadığım şeyleri buradaki notlardan anlayabiliyorum.
    Heleki pandemi sürecinde online eğitim için çok iyi bir siteniz var

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: