Medeni H.

Çocuğun evlilikten önce doğması

Evlenmenin Çocuğun Soybağına Etkisi

  1. m. 292: “Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur.” diye belirtir. Bu durumda eğer evlilik doğumdan sonra olursa bile çocuk ile koca arasında soybağı kurulabilir. Bu hüküm için,

 

  • Çocuğun evlilik dışında ​ doğmuş olması gerekir.​       
  • Anne ve babasının birbiriyle doğumdan sonra ​  evlenmesi gerekir.​     Bir de fark edilmeyen ancak önemli koşul olarak;
  • Çocuğun başka bir erkekle arasında soybağı ilişkisi bulunmaması gerekir​ .​

 

Eğer çocuk başka bir erkeğe soybağı ile bağlı ise bu hükmün devreye girmesi için o soybağı ilişkisinin ortadan kalkmış olması gerekir.

Çocuğun doğumundan sonra ana ile babanın evlenmesi, bu kişilerin birlikte yaptıkları doğmuş ve doğacak, sağ veya ölmüş, tüm çocukların hepsi ile baba arasında soybağı ilişkisinin kurulmasını sağlar. Bu durum için bahsi geçen evlenme geçerli olmak zorunda​     değildir çünkü MK. m. 156’ya göre: “Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.”. Dolayısıyla soybağının kurulması sonucunu da doğurur.

  1. m. 293/1: “Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar​ .”

 Aynı maddenin 3. fıkrasında:

“Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru re’sen gerekli işlemi yapar.”denilerek bildirimin nereye, nasıl yapılacağını, yapılmadığında nelerin olacağını belirtmiştir.

 

Sonradan Evlenme ile Soybağının Kurulmasına İtiraz

 

Bu konuda itiraz edilmesi için açılacak davada, davacı – soybağının reddi davasına benzer bir şekilde – kocanın gerçek baba olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Ancak​         buradaki ispat yükümlülüğü konusunda soybağının reddi davasına göre daha yumuşak bir yükümlülük bulunmalıdır. Basitçe söylemek gerekirse, “Başka bir erkeğin baba olması​    şansının kocanın baba olma şansına oranla daha yüksek olduğu” ispatlanırsa ispat yükü​         yerine getirildi sayılmalıdır. En azından doktrindeki baskın görüş uzun zamandır bu yönde.

 

 

Bu ders notu hazırlanırken Prof. Dr. Mustafa DURAL, Prof. Dr. Tufan ÖĞÜZ ve Prof. Dr. Mustafa Alper GÜMÜŞ’ün hazırladığı “Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku” kitabının 288-292 sayfalarından faydalanılmıştır.

  1. m. 294/1’e göre:
  • Anne ve babanın yasal mirasçıları
  • Çocuk ve eğer çocuk ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmişse onun altsoyu
  • Cumhuriyet Savcısı

Sonradan evlenme ile soybağının kurulmasına itiraz edebilir. Bu yönde açılacak bir davanın yapısı, soybağının reddi ile iddia ve sonuç olarak yakın olduğu için, soybağının reddi davasına bazı yönlerden benzeyecektir. Bu benzerliklerden biri de bu davada da soybağının kurulmasından etkilenen ilgililere verilen dava açma hakkıdır.

 

Dava, bozucu yenilik doğuran dava niteliğindedir ve mahkemenin iptal kararı geçmişe etkili olarak çocuk ile koca arasındaki soybağını ortadan kaldırır.[1] Davada tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

 

Davanın süresi konusunda, MK. m. 294/III: “Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.” diyerek bizi m. 300’ e yönlendirir ve m. 300 de kısaca: 

 

  • Tanıyanın (​ bu konuda sonradan evlenerek soybağının oluşturulduğu koca) dava hakkı;

○ iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığıtarihten itibaren 1 yıl geçmesiyle,​  

○ her halükarda tanımadan 5 yıl geçmesiyle düşer. ● Diğer ilgililerin dava hakkı;​        

○ Davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl geçmesiyle, ○ her halde tanımadan 5 yıl geçmesiyle düşer.

  • Çocuğun dava hakkı çocuk ​ ergin olduktan 1 yıl süre​       geçmesiyle düşer.​   

Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep ​         varsa, sebebin ortadan​         kalkmasından başlayarak bir ay​          içinde dava açılabilir.​           

diyerek süreleri açık şekilde belirtmiştir ve bu süreler hak düşürücü süre

olduklarından dolayı hakim tarafından re’sen ( kendiliğinden) dikkate alınacaktır dolayısıyla bir taraf tarafından öne sürülmesi gerekmez.

[1] Dural/Öğüz/Gümüş, ​Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, 290.

Bu ders notu hazırlanırken Prof. Dr. Mustafa DURAL, Prof. Dr. Tufan ÖĞÜZ ve Prof. Dr. Mustafa Alper GÜMÜŞ’ün hazırladığı “Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku” kitabının 288-292 sayfalarından faydalanılmıştır.

Medeni Hukuk Notları -15

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: