Borçlar Genel, İÜHF 2. Sınıf

Borçlar Hukukuna Hakim Olan İlkeler – Sözleşmeler Hukuku

Sözleşmeler Hukuku

Borçlar Hukukuna Hakim Olan İlkeler

  1. İrade Serbestisi (Özerkliği) İlkesi: Her şahıs kendi iradesi ile sözleşme yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki anayasa ile sağlanmıştır ve fiil ehliyeti kavramının bir görünümüdür. Fiil ehliyeti, kişinin kendi davranışlarının hukuki sonuçlarını önceden öngörüp ona göre hareket edebilmesi kabiliyetidir. Borçlar hukuku bakımından irade serbestisi, kişinin başkalarının etki ve yönlendirmesi olmadan bağımsız kararlar alabilmesi, dilediği borç ilişkisini kurabilmesi ve hukuki işlem yapabilmesidir. Bu konular bakımından bütün bireyler eşittir. İrade serbestisi ilkesinin Borçlar Hukukunda görünümü ise iki şekildedir.
    1. Sözleşme yapma özgürlüğü: Sözleşmenin konusunu belirleme ve düzenleme bakımından özgürlüktür. Sözleşmelerin hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içinde kurulabilmesi, değiştirilebilmesi ve sona erdirilebilmesi ayrıca bunun da dilenilen kişi ve içerikle yapılabilmesidir. Taraflar kanunda olanlar, kanuna aykırı olmadan kendi aralarında belirledikleri veya ikisinin karması olan sözleşmeleri kurabilirler. Bu özgürlük Anayasa m. 48 ve TBK m. 26-27’de ele alınmıştır. Konusunda imkansızlık ve taraflar arasında muvazaa bulunmadıkça herkes, genel ahlaka, kamu düzenine, emredici hukuk kurullarına ve kişi haklarına uyan sözleşme yapabilir. 
    2. Haksız fiil davranışında özgürlük: İrade özerkliğine sahip bir şahsın davranış tercihi kendisine bırakılmıştır. Kişi kendi iradesi ile haksız fiil işlediyse bundan sorumlu olur. Hukukun bu irade serbestliğinden beklentisi hukuka uygun davranılmasıdır.
  1. Borç İlişkisinin Nisbiliği (Göreceliliği) İlkesi: Borç ilişkisinden doğan haklar ve borçlar sadece taraflarca birbirlerine karşı ileri sürülebilir. Üçüncü şahıslar kural olarak etkilenmezler. Borç ilişkisinden ve borç ilişkisinin kapsamından mutlak hak doğmaz, kişisel haklar doğar. Buradaki gibi alacak haklarının üçüncü kişilere etki edebilmesinin istisnaları vardır. Bunlar tapuya şerh verilmesi ve üçüncü kişi lehine yapılan sözleşmelerdir. Tapuya şerh verilmesi ile hakkın etkisi kuvvetlendirilmiş olur. Üçüncü kişi lehine yapılan sözleşmelerde de, üçüncü şahsa hak tanınıp, ifa isteme yetkisi de verilmişse tam üçüncü kişi lehine yapılmış sözleşme; eğer ifa isteme yetkisi verilmemişse eksik üçüncü kişi lehine yapılmış sözleşme kurulmuş olur. Üçüncü şahıs yararına yapılmış sözleşmelere trafik sigorta sözleşmeleri örnek olarak verilebilir.
  1. Sorumluluğun Kusura Dayanması İlkesi: Bir kişi başkasının uğradığı zarardan ancak kusuru varsa sorumlu tutulabilir. Bu ilke hem akdi sorumluluk hem de haksız fiil sorumluluğunda geçerlidir. Ancak aralarında bir fark vardır, akdi sorumlulukta kural olarak borçlunun kusurlu olduğu kabul edilir fakat haksız fiil sorumluluğunda, borçlunun veya haksız fiili işleyenin kusuru, mağdur veya alacaklı olan davacıya ispat yükü olur. Yani ispat yükü bu ikisi arasındaki farktır. Bu ilkenin her ikisinde de istisnaları vardır. Haksız fiil sorumluluğundaki istisnası hakkaniyet sorumluluğu (TBK m. 65), objektif özen yükümlülüğüne aykırılık (TBK m. 66) ve motorlu araç işletenin sorumluğudur (Karayolları Trafik Kanunun m. 85). Bu hallerde kusursuz sorumluluk esastır ve davacı ispat yükü altında değildir. Akdi sorumlulukta istisna ise cezai şarttır. Yani eğer davacı kendisinin kararlaştırılan cezai şarttan daha fazla zararı bulunduğunu iddia edip bunun tazmin edilmesini talep ediyorsa ispat etmesi gerekir.
  1. Borçlunun Yerleşim Yerinde İfa İlkesi: Sözleşmede aksine iddia yoksa sözleşmede borç doğduğu anda borçlu nerede ikamet ediyorsa sözleşmenin ifa yeri de orası olur. (TBK m. 89) Bunun istisnası ise para borçlarıdır ve alacaklının ifa zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Bunun yanında parça borçları da sözleşme kurulurken borcun konusu nerede bulunuyorsa orada ifa edilir.

Bir Cevap Yazın

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: