Anayasa H.

Bireysel başvuru

  • Uluslararası hukuk kapsamında öngörülen bireysel başvuru yolları, ulusal hukuku tüketme şartına bağlıdır.
  • Uluslararası hukukta bireysel başvurunun yanında devlet başvurusu da bulunurken, iç hukukta devlet başvurusu bulunmaz.
  • Türkiye’de bireysel başvuru 2010 Anayasa Değişikliği ile kabul edilmiştir.
  • Bireysel başvuru ya da anayasa şikayeti, kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yoludur.
  • Bireysel başvuru yönteminin kabul edilmesi ile hak ihlaline uğramış kişinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeden Anayasa Mahkemesi tarafından tatmin edecek bir sonuç alması ve Türkiye aleyhinde uluslararası hukukta verilecek kararı önlemek hedeflenmiştir.
  • Bireysel başvuru temel hak ve özgürlüklerin daha fazla korunmasını sağlarken, anayasal kuruluşların da daha dikkatli davranmasına sebep olacaktır.

Bireysel Başvurunun Hukuki Niteliği

  • Herkes Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekir. Bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılmaz.
  • Bireysel başvuru hem bir hak hem de bir olağandışı kanun yoludur.
  • Bireysel başvuru hak arama özgürlüğünün özel bir görünümü niteliğinde usuli bir haktır. Usuli haklardan ancak bir maddi hakla yararlanılır.
  • Bireysel başvuru, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ortak koruma alanındaki maddi bir hakka dayanılarak kullanılır.
  • Bireysel başvuru; yararlananlar için bir hak iken, izlenilen usul bakımından özel bir kanun yoludur.
  • Bireysel başvuru, olağan kanun yollarının tüketilmesi üzerine işletilen ikincil bir olağandışı kanun yoludur.
  • Sübjektif dava; bireyin sübjektif haklarını korumak üzere açılan davaları ifade ederken objektif dava, kişileri aşan ve daha çok hukuk düzenini korumak üzere açılan kamu davalarını ifade eder. Bireysel başvurunun hem sübjektif hem de objektif yönü bulunur. Bireyin sübjektif hakkından hareketle anayasanın objektif korunması sağlanır.
  • Bireysel başvuruya ancak ihlale yol açtığı söylenen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından başvuruda bulunulabilir.
  • Mağduriyet şartı ve feragat hakkı bireysel başvurunun sübjektif yönünü vurgular. Ancak kişi sübjektif hakkının korunmasından vazgeçse bile bölümler ve komisyonlar, anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hallerde incelemelere devam eder. Bu durum bireysel başvurunun objektif yönünü ifade eder.

Bireysel Başvuru Usulü

  • Bireysel başvuru, formun doldurulması ile başlar.
  • Türkçe dışında başka bir dille yapılan başvurular kabul edilmez.
  • Mahkeme, kural olarak, sadece ihlal edildiği ileri sürülen hakka yönelik inceleme yapar.
  • Anayasa Mahkemesi taleple bağlı olmakla beraber hukuki nitelendirme ile bağlı değildir. Başvurucunun hakkın özüne ilişkin bilgileri aktarması yeterlidir. Hakka ilişkin nitelemeyi Anayasa Mahkemesi kendisi yapar.
  • Başvuru yapılmadan önce kanunda öngörülmüş tüm idari ve yargı yollarının tüketilmesi gerekir.

Başvuruların Ön İncelemesi

  • Ön inceleme, bireysel başvuru bürosu tarafından yapılır.
  • Başvuru formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi halinde bunların tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine 15 günü geçmemek üzere bir süre verilir. Verilen sürede eksiklik tamamlanmazsa başvurunun reddine karar verilir.

Kabul Edilebilirlik İncelemesi

  • Kural olarak komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartı taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir. Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere bildirilir.
  • Anayasa Mahkemesi başvurularda; zaman, süre, kişi, konu, iç hukukun tüketilmesi ve açıkça dayanaktan yoksunluk yönünden kabul edilebilirlik incelemesi yapar.
    • Zaman ve Süre Bakımından Yetki
  • Anayasa Mahkemesi’nin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/09/2012 tarihi olup mahkeme ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilir. Anayasa Mahkemesi’nin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir.
  • Mahkeme, zaman bakımından yetki konusunu, kamu düzenine ilişkin olduğundan, bireysel başvurunun tüm aşamalarında re’sen dikkate alır.
  • Zaman bakımından yetki belirlenirken işlem veya kararın kesinleşme tarihi esas alınır. Kesinleşme tarihi belirlenirken idari işlem ve kararlarda kararın tebliğ mahkeme kararlarında kararın kesinleştiği tarihten dikkate alınır. Kesinleşen nihai kararda kararın tebliği dikkate alınmaz.
  • Bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması gerekir.
  • Nihai kararın tebliğin öngörüldüğü hallerde tebliğ tarihi, tebliğ şartı öngörülmeyen hallerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebileceği tarih esas alınır.
  • Hukuk ve idari yargıda karar düzeltme yoluna gidilmemesi halinde temyiz kararına ilişkin onama kararının kişiye tebliğ ile süre başlar. Karar düzeltme yoluna başvurma için gerekli olan sürenin doldurulması beklenmez.
  • İdari ve hukuk yargılamasında karar düzeltme yoluna başvurup sonucu beklemeden bireysel başvuru yapılamaz. Ancak mahkemenin kabul edilebilirlik kararını vermeden önce karar düzeltme talebinin sonuçlanması halinde süre aşımı sorun ortaya çıkmaz.
  • Tutuklama ile ilgili bireysel başvurularda, tutuklama kararı ile tutuklama kararına karşı yasal itirazın kesinleştiği nihai kararın verildiği tarihten itibaren 30 günlük süre aranır.
  • Ceza hukukunda tüketilmesi gereken son başvuru yolu temyizdir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanılan itiraz başvurusu, olağandışı kanun yolu olduğundan süre üzerinde bir etkisi yoktur.
  • Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temiz ya da istinafa uğramadan kesinleşen kararlarda kararların Yargıtay’ca bozulması isteminde bulunma yetkisi Adalet Bakanlığı’na aittir. Başvurucunun Adalet Bakanlığı’nın takdirini harekete geçirme yönündeki talebi, bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken bir yol olarak kabul edilmez. Bu yola gidilmesinin bireysel başvuru üzerinde bir etkisi bulunmaz.
  • Ceza infaz hukukunda müddetnamenin hükümlüye tebliğ tarihi, başvurucular açısından Yargıtay’ın nihai kararını öğrenildiği tarih olarak kabul edilir.
  • Sürenin mazeretsiz olarak kaçırıldığı İdari Büro tarafından tespit edildiğinde idari ret kararı verilir.
    • Kişi Yönünden Yetki
  • Herkes Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir.
  • Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamazken, özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe yönelik hak ihlallerinde başvuru yapabilir.
  • Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklar ile ilgili yabancılar bireysel başvuru yapamaz.
  • Kamu gücü hak sahibi değil ihlalin sorumlusudur. Medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava ehliyetine sahiptir.
  • Türkiye’de ister bağlı ister ilişkili olsun, tüm kamu tüzel kişileri kamu gücünü kullandığından bireysel başvuruda bulunamaz.
  • Vakıflar özel hukuk tüzel kişisi olarak başvuru yapabildikleri halde, vakıf üniversiteleri kamu tüzel kişisi olduğundan başvuru yapamazlar.
  • Özel hukuk tüzel kişileri sadece gerçek kişileri için bireysel başvuru yapamaz.
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde kişi gruplarının da bireysel başvuru yapabilecekleri düzenlendiğinden AYM de bunu kabul etmektedir. İhtiyarı dava arkadaşlığı şeklinde bireysel başvuru yapılabilir.
  • Kişi yönünden başvuru hakkına sahip olmanın yanında güncel ve kişisel bir hakkın doğrudan etkilenmesi yoluyla mağdur sıfatına sahip olunması gerekir.
  • Bireysel başvuru ancak hak ihlalinden doğrudan etkilenen tarafından yapılır.
  • Başvurucunun mağdur olduğuna Anayasa Mahkemesi’nin ikna olması gerekir.
  • Mağdur kavramı potansiyel mağdur ifadesini doğurur. Potansiyel mağdur yasama işlemlerinin doğrudan uygulanması halinde ortaya çıkar.
  • Potansiyel mağdurluk için yasanın uygulanma ihtimali değil kesin olarak uygulanacağı aranır.
  • Mahkeme potansiyel mağduriyetten söz edilebilmesi için somut bir olaya dayanmayı ve bu olay bağlamında bir ihlal tehdidi altında olduğunun inandırıcı bir şekilde açıklanmasını ister. Yasanın doğrudan uygulanması ile ortaya çıkabilecek potansiyel mağduriyete yasanın uygulama ihtimalinin yeterli olmadığı kesin olarak uygulanacağının gösterilmesi gerekir.
    • Konu Bakımından Yetki
  • Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi biri için başvuru yapılabilir. Bunun dışındakiler konu bakımından yetkisizlik içerir.
  • Sözleşme kapsamında olmayan anayasal haklar ortak alana dahil değildir. sözleşmede olup da Türkiye’nin taraf olmadığı ek protokollerde ortak alanı dahil değildir.
  • Ortak alandaki bir hakkın anayasal kapsamının sözleşme kapsamı ile sınırlı koruma sağladığı kabul edilir. Anayasada içeriği belli olmayan hak sözleşmeye göre belirlenir. Anayasada daha geniş olan bir hak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile sınırlandırılır.
  • Anayasa ve Sözleşmede bir farklılaşma varsa sözleşme kapsamı dikkate alınır.
  • Usuli haklar ancak maddi haklar ile beraber kullanılır ve başvuruya konu olur.
  • Başvurucunun hak ihlaline karşı maddi vakaları, delilleri ve niteleme yapması aranmakla beraber Anayasa Mahkemesi bu niteleme ile kendini bağlamaz. Anayasa Mahkemesi başvurucunun nitelemesi dışında başka bir hak bakımından inceleme yapabilir.
  • Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemlerde bireysel başvuruya konu olamaz.
  • Yasama ve düzenleyici idari işlemlerin aleyhine doğrudan değil uygulanmasıyla ihlale yol açan işlem, eylem, ihmale karşı başvuru yapılabilir. Soyut durumda başvuru yapılamaz.
  • Bireylerin kendi bireysel hakkının ihlal edildiğini ileri sürmeksizin toplumun menfaatlerinin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma hakkı yoktur.
  • Anayasa Mahkemesi, yasalara karşı bireysel mağduriyet şartı gerçekleşmeden yapılan başvuruları halk davası niteliğinde görür.
  • İl ve ilçe seçim kurullarının yargı yeri olarak kabul eden Anayasa Mahkemesi, bunların kararlarına karşı yapılan bireysel başvuruları incelemiştir. Ancak, Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları aleyhine başka bir yargı merciine başvurulamaz anayasal hükmü gereğince Yüksek Seçim Kurulu’nun yargı yeri olup olmadığı tartışmasına girmemiş ve aleyhine yapılan bireysel başvurulara kabul etmemiştir.
  • Spor Tahkim Kurulu kararlarına karşı bireysel başvuru yapılamaz.
  • Sayıştay kararlarına karşı sadece idari yargı yolu kapatıldığından özel olarak öngörülmüş ve hak ihlallerini gidermeye yönelik bireysel başvuru yapılabilir.
    • İç Hukukun Tüketilmesi
  • Bireysel başvuruların kabul edilebilmesi için olağan başvuru yollarının tüketilmesi gerekir.
  • Ortaya çıkan ihlale karşı önce yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır. Bireysel başvuru ikinci nitelikte bir kanun yoludur.
  • Olağan denetim mekanizması içerisinde giderilemeyen hak ihlaline karşı bireysel başvuru yoluna gidilir.
  • Tüketilmesi gereken kanun yolları, idari ve yargısal kanun yolları olarak ikiye ayrılırken; yargısal kanun yolları da olağan ve olağanüstü kanun yolları olarak ikiye ayrılır.
  • Olağan kanun yolları hukuk ve idari davalarda temizdir.
  • Karar düzeltme yolu zorunlu değildir. Ancak, o yola başvurulursa sonucu beklenmelidir.
  • Ceza davalarında olağan kanun yolu sadece temizdir.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile kullanılan itiraz yolu olağanüstü kanun yolu olmadığından tüketilmesi zorunlu değildir. Ancak, bu yola girilirse sonucu beklenir.
  • Tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda itirazın kesinleşmesi sonucu 30 gün içinde başvuru yapılmalıdır.
  • İdari ve yargısal yollar hem şekil hem de maddi yönden tüketilmelidir. Usulüne göre kullanılmayan iç hukuk yolları tüketilmemiş sayılır.
  • Genel mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler, bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne sunulmaz.
  • Temyizden feragat etme, zamanında başvuru yapmama ya da temyizde bozulan kararı ilk derece mahkemelerinde takip etmeme sonucunda bireysel başvuru yapılamaz.
  • Ara kararlar nihai kararlar ile beraber temiz edilebileceğinden ara kararlara ilişkin doğrudan bireysel başvuruya gidilemez.
  • Ceza davasına başvurmak hukuk davasının alternatifi olmadığından her ikisi de tüketilmelidir.
  • Yaşam hakkı bakımından hukuk davasına gitmeden ceza davasının açılması iç hukukun tüketildiği anlamına gelir.
  • Uzun tutukluluğa ilişkin başvuruda tazminat davası açılması aranır. Kişi uzun tutukluluktan dolayı salı verilmek istiyorsa tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etmelidir.
  • Şu durumlarda iç hukukun tüketilmesi aranmaz:
  • İdari ve yargısal başvuru yollarının olmaması
  • Başvuru yollarının ulaşılabilir olması
  • Başvuru konusunda yerleşik yargı içtihadı olmaması
  • Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması
  • Aynı ve benzer türlerde idarenin olumsuz pratiğinin oluşması
  • Kamu görevlilerince başvuru yollarının kullanılmasının engellenmesi
  • Ağır ve telafi edilemez bir zararın ortaya çıkması ihtimali
  • İç hukuk yolunun başarısına dair kuşku duyulması, iç hukuk yolunun tüketilmemesi için yeterli bir sebep değildir.
  • Başvuru yollarının etkisiz olduğunun saptanması durumunda başvuru yollarının tüketilmesi aranmaz.
  • Başvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri dönülmesi imkansız bir tehlike ortaya çıkacaksa iç hukukun tüketilmesi aranmaz.
    • Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • Derece mahkemelerinin kararlarında açıkça keyfilik olmaması durumunda mahkemenin takdirine müdahalenin söz konusu olamayacağına ve bu nitelikteki başvuruların açıkça dayanaktan yoksunluğuna hükmedilir.
  • Bir anayasal hakkın ihlalini içermeyen yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesini talep eden başvurular temyiz mercii şikayeti açıkça dayanaktan yoksundur.
  • Temel hak ve özgürlükler ihlal edilmedikçe derece mahkemelerindeki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuruya konu olamaz.
  • Başvurucular iddialarını temellendiremezse açıkça dayanaktan yoksun kabul edilir.

Bireysel Başvuru Kararları

  • Esas Kararları
  • Esas incelemesi sonucunda başvurucunun hakkının ihlal edildiği ya da edilmediğine karar verilir.
  • İhlal kararı halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılacaklara hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz. İdare eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
  • İhlal mahkemeden kaynaklı ise yeniden yargılama için dosya ilgili mahkemeye gönderilir.
  • Yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmayan hallerde tazminatı hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açma yolu gösterilebilir.
  • Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür.
  • Anayasa Mahkemesi başvuru hakkında verilen ihlal kararının hukuki sonuç doğurabilmesi için Resmi Gazete’de yayımlanmasını zorunlu şart olarak görmemekte ilgili mercie tebliğini veya gönderilmesini yeterli görmektedir.
    • Düşme Kararları
  • Bölümler ve komisyonlar tarafından yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hallerde düşme kararı verilebilir:
  • Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi
  • Başvurucunun davasına takipsiz bıraktığının anlaşılması
  • İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması
  • Bölümler ya da komisyonlarca hesaptan herhangi bir başka gerekçeden ötürü başvurunun incelenmesinin sürdürülmesinde haklı bir neden görülmemesi
    • Tedbir Kararları
  • Başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine bölümlerde esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere re’sen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir.
  • Tedbire karar verilmesi halinde esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi halde, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.
    • Pilot Kararlar
  • Bölümler, bir başvurunun yapısal sorunlarından kaynaklandığını veya bu sorunun başka başvurulara da yol açacağını öngörmeleri halinde pilot karar usulünü uygulayabilirler. Benzer nitelikli başvurular idare mercilerce bu niteliklere uygun olarak çözümlenir. Çözümlenemediği halde, Anayasa Mahkemesi tarafından topluca karara bağlanır.
  • Bölümler, Adalet Bakanlığı’nın istemi ya da başvurucunun istemi üzerine pilot kararı başlatabilir..

Anayasa Hukuku Notları -49


Merhaba bizi İnstagram’da takip etmeyi unutmayın @hukuk_notum :
error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: