Anayasa H.

Anayasa mahkemesi ve siyasi parti denetimi

• Giriş

Siyasi partiler, ilk olarak 18. Yüzyılda parlamento için fiili gruplar halinde ortaya çıktılar. 19. Yüzyılda ise İngiltere’de ilk partiler ortaya çıktı. Siyasi partilerin ayrı bir tüzel kişilik kazanması 2. Cihan harbinden sonra olmuştur. Bunun sebebi avrupa devletlerinde yaygınlaşan faşist ve nasyonal sosyalist gibi otoriter görüşlerin baskılanması amacıdır. Bizim anayasacılık tarihimize baktığımızda ise 1876 kanun-i esasi ilk halinde dernek kurmanın yasaklandığını görüyoruz. Haliyle meclisin içinde fiili gruplaşmalar mevcut.  1909 anayasa değişikliği ile halka dernek kurma serbestisi tanınmıştır.  1938 tarihinde ise siyasi partiler dernek statüsü kazanmıştır. 1961 anayasası ile ise siyasi partiler ilk defa derrneklerden ayrılarak anayasal statü kazanır. 1982 ile bu statü korunmuştur.

Siyasi partileri; misyonu iktidarı elde etmek olan tüzel kişiliğe sahip bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlıyoruz.

AYM, 1994 yılına ait bir kararında siyasi partilerin kendi özgü nitelikleri olduğunu belirtir. Partilerin özel hukuk tüzel kişisi sayılamayacağını vurgulayan AYM, son kararlarında ise partilerin bireysel başvuru yapabileceğini belirtmiştir. Özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler bu başvuruyu yapabildikleri için, siyasi partileri özel hukuk tüzel kişisi saymak mümkün olabilir.

• Siyasi partiler nasıl kurulur ?

Siyasi partiler 18 yaşını doldurmuş minimum 30 Türk vatandaşı ile kurulabilir. Aynı zamanda üye olabilmek içi de 18 yaş ve vatandaşlık aranmaktadır.

Anayasa 68/3’e göre siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar ve anayasa ile kanun hükümlerine göre faaliyetlerini sürdürürler. Parti kurmak tıpkı dernekler gibi önceden izin almaya bağlı değildir. Fakat içişleri bakanlığına belgeler ile  bildirim yapılmak zorundadır.  Yargıtay Cumhuriyetbaşsavcılığı her parti için sicil dosyası tutmaktadır.

• Siyasi partilerin kapatılması

Sosyalist teoride tek parti anlayışı vardır. Komünist parti. Yani siyasi parti(ler) kavramı sadece liberal sisteme özgüdür ve demokrasinin olmazsa olmazı olarak gösterilir. Bu yüzden liberal sistemlerde siyasi partilere kapatma yaptırımı uygulanması çok zordur fakat mümkündür. Bu anlayışa militan demokrasi adı verilir. Belirli şartları mevcuttur. Örneğin demokratik düzeni kaldırmayı hedefleyen partilerin kapatılması elbette normal karşılanacaktır. Kapatma detaylarına ülkemiz dahilinde ineceğiz.

• AİHM kararları

Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi, bir siyasi partinin kapatılmasının sadece parti programı veya faaliyetlerine bağlı olarak gerçekleşmesini doğru bulmamaktadır. Bunun sebebi partiler, demokratik düzenin bir unsurudur. Liberal sistemin olmazsa olmazıdır.

Fakat bir siyasi parti, demokratik düzeni yok etmek amacıyla faaliyetlerde bulunuyorsa elbette düzeni korumak için bu partiye yaptırımlar uygulanacaktır. Burada önemli olan konu ise; partilerin izlediği amaçlara orantılı olarak yaptırımlar uygulanmalı ve gerekçelerin ölçülü olması durumudur. Parti kapatma ve çeşitli yaptırımlar için 7 tane prensip belirlenmiştir.

• Venedik kriterleri

Venedik komisyonu, Avrupa komisyonuna bağlı olarak kurulmuş olup, Avrupa devletleri için tavsiyelerde bulunur. Komisyonun partilere ilişkin 7 tane prensibi vardır. Bu prensipleri çeşitli kaynaklardan okuyabilirsiniz.

Komisyon, üye devletler için 2 tane standart belirlemiştir: Minimum standart ve en iyi standart olmak üzere. Minimum standartları AİHS ve AİHM içtihatları baz alınarak oluşturmuştur. Komisyon, üye ülkelerdeki parti anlayışı, kapatma rejimleri ve yasakların çok farklılık gösterdiğinin altını çizmektedir.

1998 tarihli bir kararında ise üye ülkelerdeki parti yasaklarını sıralar;

[[ Egemenliğin tehdidi, demokratik düzenin tehdidi, toprak bütünlüğünün tehdidi, etnik ve dini nefretin teşviki, şiddet kullanma tehdidi, nazizim/faşizm, suç örgütleri, askeri-yarı askeri örgütler ]]

Türkiye ise parti kapatma rejimi olarak en militanca tavrı benimseyen ülkedir. Günümüze kadar sayısız parti kapatılmıştır. Bu yüzden Türk AYM’si oldukça eleştirilmiştir. Bunun üzerine bireysel başvuru getirilmiş ve her olayın AİHM’e gitmesinin önüne geçilmiştir. Ve partiler üzerinde yaptırımlar hafifletilmiştir. AYM’de 2/3 ile oy verme çoğunluğunun aranması getirilmiştir.

1982 ANAYASASI’NDA PARTİ KAPATMA NEDENLERİ

2001 değişikliği ile birlikte “temelli kapatma” yaptırımına ilave olarak “devlet yardımından yoksun bırakma” yaptırımı eklendi. Bu iki yaptırım dışında parti hakkında “ihtar” kararı da mevcuttur.

82 Anayasası’nda devlet yardımından yoksun bırakma alternatifinin uygulanamayacığı bir durum vardır: Eğer bir siyasi parti yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan maddi yardım alırsa hakkında verilecek karar “temelli kapatma”dır. Fakat eğer bir siyasi parti 68/4 fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiği AYM’ce tespit edilirse parti hakkında devlet yardımından yoksun bırakılma yaptırımı alternatif olarak uygulanabilecektir. Yine aynı şekilde bir siyasi parti tüzük veya programının, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olması, sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlaması, suç işlenmesini teşvik etmesi hallerinde de parti kapatılabileceği gibi devlet yardımının kesilmesi de gündeme gelebilir.

Anayasa mahkemesinin bir siyasi partinin 68/4 fıkrasında bahsedilen fiilerin odağı haline geldiğini tespit ettiği an devlet yardımının kesilmesi veya temelli kapatma yaptırımının uygulanacağından yukarıda bahsettik. Fakat hangisinin uygulanacağı fiillerin ağırlığına göre belirlenir. Fillerin ağırlığının kriterinin ne olduğu da “odak kriteri”ne göre belirlenecektir.

Bir siyasi parti AYM tarafından kapatılırsa partinin malları hazineye geçecektir. Ve partisinin kapatılmasına fiil veya söylemleriyle sebep olan üyeleri de 5 yıl boyunca başka bir parti kuramayacak, başka bir partiye üye olamayacaklardır.

PARTİ KAPATMA DAVASI

Bir siyasi partinin kapatılma davasının açılması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından gerçekleşir. Fakat dava açılma istemi 3 şekilde gerçekleşir. Başsavcı re’sen bu kararı alabilir, adalet bakanı isteyebilir, veya bir siyasi partinin istemi ile gerçekleşebilir. Ancak bir siyasi partinin bu istemde bulunabilmesi için son genel seçimlere katılmış olması, mecliste grubunun bulunması ve parti yönetim kurulunun kapatma istemi yönünde üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alması gereklidir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, adalet bakanının ve siyasi partinin istemini reddedebilir. Red kararı verediği takdirde bunu istemde bulunan bakana veya partiye bildirir. Bu red kararına, istemde bulunan bakan veya siyasi parti 30 gün içinde itiraz edebilir. Siyasi partilerle ilgili yasakları inceleme kurulu 30 gün içinde bu itirazı karara bağlar. Eğer itiraz haklı görülürse başsavcı AYM’ye dava açmak zorundadır. Kapatma davası açıldığı takdirde AYM genel kurulu toplantıya katılan üyelerinin 2/3 çoğunluğu ile kapatma veya devlet yardımından yoksun bırakılma kararı verecektir. Tabii ki herhangi bir yaptırımın uygulanmaması kararı da çıkabilir.

PARTİLERİN MALİ DENETİMİ

Siyasi partilerin mali denetimi Sayıştay yardımıyla AYM’ce yapılmaktadır. Siyasi partilerin gelir ve giderleri ile parti içi mali işler denetim kapsamına girer.

AYM’nin bu denetim kapsamında vereceği kararlar da tıpkı diğerleri gibi kesin niteliktedir. Siyasi partilerin gelir ve giderleri parti misyonuna aykırı olamaz. Tüm parti gelir ve giderleri parti tüzel kişiliği adına yapılmaktadır.

Partilerin gelirlerinin büyük kısmını devlet yardımı oluşturmaktadır. Bu devlet yardımı, siyasi partilere tanına bir haktır ve mutlaka kanunla düzenlenir. Devlet, yardım yaparken partileri iki gruba ayırmaktadır. Bunun yapmasının sebebi hakkaniyet gereğidir. Birinci grupta son genel seçimlerde %10’u geçen geçen partiler yer alırken ikinci grupta ise son genel seçimlerde %3’ü geçen partiler bulunmaktadır. Devleti bu gruplarda bulunan partilere oyları oranında mali yardım yapmaktadır. Devletin bu iki grupta yer alan partilerden miktarca en az yardımı hak eden siyasi partiye yapacağı yardım minimum 1 milyon türk lirası olmalıdır. Devlet yardımı, genel seçimlerde üçe katlanırken mahalli idare seçimlerinde ise ikiye katlanmaktadır. Siyasi partiler tüm gelir ve giderleri hakkında hesap verme sorumluluğundadır.

Anayasa Hukuku Notları -45

error: Notlarımızı kopyalayamazsınız :)
%d blogcu bunu beğendi: